İşte, o bitaraf şehrin bu cehennem atmosferi içinde, bir gün, yılgın ve çekingen dolaşırken, gözlerim, ansızın, bir gazete satıcısının sergisinde, bir sürü gazete adı ve serlevhaları arasında, iri harflerle dizilmiş şu satıra ilişiverdi: "Bir Türk generali İtilaf kuvvetlerine karşı yeniden harbe hazırlanıyor." Titreyerek gazeteyi aldım. Yürürken, okuyorum, "Mustafa Kemal Paşa isminde bir Türk generali..."
Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar hele ahlakta gelişmiş olmayan kavimlerde en büyük mukaddesat karşısında bile hasis hislere bağlı olmaktan nefsini menedemiyor. Tarihin sine sinde geçen büyük olaylarda, bu olaylar içinde yapıcı ve müessir olanların tavır, hareket ve muameleleri, onların ahlak ve seciyelerini ne bariz gösterir."
Burada çok ihtiyar bir nine vardı. Zübeyde Hanımı tanırmış. O anlatırdı: Mustafa bu dutun bir dalından öbür dalına asılır, anasını korkudan bağırtırmış . Hey gidi günler! O devrildi gitti. Bak, ağaç hâlâ dut bile veriyor. İnsanın bir ağaç kadar bile ömrü yok.