Şimdi St. Antoine ‘ın üzerini koca bir bulut kaplamıştı, o kutsal cüssesinden bir an için bir ışık sızsa da esas yoğun olan bir karanlıktı -ve bu aziz varlığa refakat eden soğuk, pislik, hastalık, cahillik ve açlık- hepsi birer güç sahibi soyluydu adeta; özellikle de sonuncusu. Bir değirmende, feci şekilde tekrar tekrar öğütülen insan örnekleri -ve bu kesinlikle yaşları gençleştiren bir değirmen değildi- her köşe başında titriyor, her kapıdan girip çıkıyor, her pencereden bakıyor, rüzgârın oynattığı her bir kıyafetin altına çırpınıyordu. Onları öğüten değirmen gençleri yaşlandıran değirmendi; çocukların yüzleri yaşlı gibiydi, sesleri ise ciddi. Ve bir yetişkin yüzlerde, saban izi gibi ilerleyen her bir çizgide görünen şey aynıydı, Açlık. Açlık her yerdeydi.