Kitabe

Kitabe
@ozle_m_ce
Tıpkı okyanusun ölüleri karaya atması gibi ayna da üzerine yansıyan o görüntüleri geri gönderebilseydi bu iğrenç yer, iğrenç hayaletlerden geçilmezdi.
Sayfa 85·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“hepimiz geçinmek için çeşitli yollara başvuruyoruz. Bazılarınınki üzücüdür, bazılarınki sıkıcıdır.”
Sayfa 80·Kitabı okudu
- işte o zaman da yalnızdı, şimdi de yalnız.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Şimdi St. Antoine ‘ın üzerini koca bir bulut kaplamıştı, o kutsal cüssesinden bir an için bir ışık sızsa da esas yoğun olan bir karanlıktı -ve bu aziz varlığa refakat eden soğuk, pislik, hastalık, cahillik ve açlık- hepsi birer güç sahibi soyluydu adeta; özellikle de sonuncusu. Bir değirmende, feci şekilde tekrar tekrar öğütülen insan örnekleri -ve bu kesinlikle yaşları gençleştiren bir değirmen değildi- her köşe başında titriyor, her kapıdan girip çıkıyor, her pencereden bakıyor, rüzgârın oynattığı her bir kıyafetin altına çırpınıyordu. Onları öğüten değirmen gençleri yaşlandıran değirmendi; çocukların yüzleri yaşlı gibiydi, sesleri ise ciddi. Ve bir yetişkin yüzlerde, saban izi gibi ilerleyen her bir çizgide görünen şey aynıydı, Açlık. Açlık her yerdeydi.
Sayfa 43·Kitabı okudu
“Ne zamandır gömülüsün?" "Neredeyse on sekiz yıldır.” “Çıkarılmak için ümidin var mıydı hâlâ?” “Uzun süre önce tükenmişti ümidim.”
Sayfa 27·Kitabı okudu