Adil İmren, Suç ve Ceza'yı inceledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · Puan vermedi

Bu hafta sonu için güzel bir zeka oyunu oyna oyunları oyna indir eski oyunu oyna oyunları da bir gün daha fazla bilgi almak için istedim ama ben seni çok özledim seni harbiden çok teşekkür ederim canım benim ya da arama yapabilirsiniz bir gün daha fazla En Uygun olarak yayınlanmaktadır

Sevgili 1k Ailem ;
Bu gün benim için çok özel bir o kadar da değerli bir gün .Aslında hüzünlü bir fitratim olduğu icin mutluluğu paylaşmayı pek beceremiyorum.Bundan dolayı şahsi bir ileti olduğu için affınıza sığınıyorum.Ama yine de siz sevdiğim ,değer verdiklerim de bu anıma tanıklık etsin istiyorum.Bunları yazarken bile gözlerim yaşla doluyor emin olun.Meğer hisler konuşunca ,kelimeler susarmış ya.Kelimelerim gözyaşlarımın akmasına izin vermiyor kalbimde sevginin tarrakalarla çığır açmasını istiyor,paylaşmanın önünün kesilmesini istemiyor .Ya hu ne güzel insanlarla yollarım kesişti ,bogulmusluguma nefes oldu 1k...Birisini gerçek manada tanımak için beraber yolculuk etmek gerekiyormuş ya özellikle bazı arkadaşlarla kelimelerimiz beraber yol aldıkça ,samimiyet kurdukca gonullerimizin yakinlastigini hissettim.Hani önce yoldaş sonra yol, diyor şair.
Yolun güzelliği ise yoldaşın güzelliğinden geliyor.Bir yola çıkacaksanız mesela hayat gibi yanınızda size değer veren, kıymetinizi bilen insana ve insanlara yer verin.Güzellik yolun güzelliği kadar yoldaşın da güzelliğinden gelir.Yoldas ne güzel bir kelime değil mi ? Yolda hangi mevsime yakalanirsaniz yakalanin size eşlik eden ,hemnefes olabilen
kiriklarinizi tutkal misali yapıştıran,gönlünüze sımsıkı tutunan,kapısını her calisinizda ,
kimse yok mu diye sordugunuzda "buradayım " diyebilen...☀


Dost ne çok anlama geliyor.Dost candan öte işte,İkinci bir ben..Hani acınizi kederinizi sizinle yaşayan,sizinle beraber derman arayan,varlığı şifa gibi gelen,gerçekten size önem verdiği için size vakit ayıran ,insana yedek bir kalbi olduğunu hissettiren ,soluktaşiniz dost işte dost çokça manalara gelebilen.Kalbiniz buradan çarpsa ötelerden duyabilen,bir gulusunuzle kalpte çiçekler actirdiginiz,Ahmet Hamdi Tanpinar'in ifadesiyle "özledim" değil de "çokça gorecegim geldi" diyebileceginiz dost işte dost ...Barış Manço'nun ne çok severim "Bir ben var ki benim içimde,Benden öte benden ziyade" nefesiniz yani.İşte gönül kendisine benzeyene akarmis ya ,tüm bu saydıklarımi içine alan hatta daha da fazlası benim için çok kıymetli, canımm diyebildiğim sueda reyyan ablam iyi ki varsınız .İyi ki sizinle bir şekilde yollarımız kesismis.Benim için en büyük armağanın "siz" olduğunuzu unutmayın lütfen.💙Gerçekten hiç hak etmediğim halde ince düşünceniz için çooook teşekkür ederim.🙏💕

Gönlü güzel insanların gönlünde olmak en büyük servet be arkadaşlar .Biriktirilmesi zor olan ...Yarın çok geç olmadan sevdiklerinizin yüreğinden sımsıkı tutun,sımsıkı tutunun onlara ne olur.Çok sıcak samimi bir ortam burasi güzel degerlendirebilirsek,
güzel insan biriktirebilecegimiz .Geç olmadan sevgimizi ertelemeyelim.En büyük yanlisimiz bu emin olun."Bana öyle bir kelime söyle ki hiç eksilmesin "diyor ya Posta Kutusundaki Mızıka'da söyleyelim işte sevgimizi ,sevgi comerdi olalim...Değer bilelim,yarın çok geç olmadan.

Iyi ki varsınız .İyi ki buradayım ❤

https://i.hizliresim.com/0zVOAo.jpg

https://m.youtube.com/watch?v=-5CRXpzlWIM

- Dün bir şarkı çıktı radyoda, yarısına ben eşlik ettim yarısına gözlerim. Söylemek çok acıtıyor ama ben seni çok özledim. – Ceyhun Yılmaz

Yaşlı Adam ve Nasihatları
Yalnızdı… Üzerinde yıllardır eskitemediği çizgili pijaması, yüzünde çizgiler… Kendi kendine konuşuyordu, her zaman olduğu gibi:

“-Hay Allah! Yine elektrik kesildi. Ne de karanlık oldu birden bire… İnsan ürküyor. Bilmem mezarda ne olur halimiz?”

Yeri neredeyse hiç değişmeyen kibrit kutusunu, yaşının verdiği ağırlıkla biraz geç de olsa buldu ve emin olmak için salladı.

“-İşte kibrit burada… Şurada bir yerde de mum olacaktı.Yakayım da gözümün önünü göreyim… Hah, tamaaam.”

Sonra yıllar öncesinde buluverdi kendini. Gülümsedi… Ve anlatmaya başladı, biri dinliyormuş gibi:

“-Çocukken, elektrik kesildiğinde, küçük odanın perdelerini açar, ay ışığında sohbet ederdik, annem, babam, kardeşim ve ben… Ne hoş olurdu Ya Rabbi!

Babam, köyde eşekten nasıl düştüğünü, annem, tarzancılık oynayayım derken, ağaç dalında nasıl asılı kaldığını anlatırdı… Biz de gülerdik.

Elektriğin kesilmesine hep sevinirdik. Çünkü birbirimize en yakın olduğumuz, hatıralarımızı, mutluluğumuzu ve acılarımızı paylaştığımız, güzel ve ne yazık ki nadir zamanlardı onlar… Başka günlerde televizyon seyretmekten, karşılıklı oturup konuşamazdık çoğunlukla.

Ah teknoloji! Nasıl da uzaklaştırdı insanları birbirinden… Ya da belki biz insanlar beceremedik. Her şeyden vazgeçip, görmemişler gibi davrandık. Sanki futbol maçları hanımlardan, filmler çocuklardan daha mı önemliydi? Yooo…

Huzurevleri daha mı sıcaktı sanki evlerden? Hem çocuklarını, hem ailesini, hem de anasını, babasını ihmal eder oldu insanlar. Zaten ben de, sırf huzurevine gitmemek için kalmadım mı böyle yapayalnız?

Ahh… Ah! Hay hak! Mum da ne güzel yanıyor. Yandıkça eriyor. Eridikçe aydınlatıyor. Aydınlattıkça bitiyor…”

Dede, aniden farklı bir ruh haliyle haykırdı:

“-Hazreti Ömer! Allah senden razı olsun! Ne ince, ne yüce insandın sen öyle… Kendi işi için ayrı, devlet işi için ayrı mumlar yakacak kadar, haramdan ve kul hakkından korkardın. O’nun ümmetiydin ne de olsa, Rasulullah’ın ashabıydın!Hazreti Ebubekir! Hazreti Hatice! Hazreti Fatıma! Hazreti Zeyd! Sizleri özledim…”

Biraz durakladı ve ağlamaklı bir sesle haykırdı tekrar:

“-Senin adaletine, Senin şefkatine, Senin nur yüzüne hasretim ya Rasulallah! Hasret bütün ağaçlar! Hasret bütün insanlar!

Çocuklarımın sesine, torunlarımın gürültüsüne hasretim…”

Ağladı… Sanki yıllarca hiç ağlamamıştı da, yıllar sonra bugün, ağlamaya bile hasret kalmışçasına ağladı…

Gayet iyi biliyordu ki, gözyaşı, kaderi değiştirmez. Belki sadece biraz rahatlatır, hüzün dolu bir kalbi…

Burnunu çekti. Mendiliyle sildi yüzünü… Ve sanki daha bir güçlü hissederek kendini, rest çekti:

“-Peh! Ben de iyice çocuklaştım canım! Vurayım kafama! Ne güzel işte. Sessiz sakin… Bir de torun mu çekecektim bu yaştan sonra? Cır cır cır cır!”

Tam bu sırada, elektrik geldi ve oda aydınlandı. Dede, tavandaki lambaya ters ters baktı.

“-Hıh! Niye geldiysen! Mum ışığında özlemlerim, sevgilerim dost olmuştu bana. Oda kararınca, kalbim ışımıştı. Gönlüm aydınlanmıştı.”

Elektrik düğmesine doğru yürüdü, bir dededen beklenmeyecek kadar hışımla. Sert bir hareketle dokundu düğmeye ve ışığı söndürdü.

“-Sönün ışıklar! Sönün yalancı aydınlıklar! Siz yanınca, umutlarım sönüyor!”

…Ve ağır adımlarla yatağına doğru yürüdü. Biraz uyumalıydı. Çocukların, torunların, hiç kimsenin olmadığı yapayalnız bir evde, bir gece daha…

Çekilmezdi bu yalnızlık, umutlar da olmasa… Ve çekilmezdi eğer, sığınak bildiği Rabbi’ne el açmasa…

Yine O’na yöneldi, O’na sığındı bir kez daha:

“-Allah’ım! Bu gece ve her gece bildim ki, Senden başkası yar olmaz bana… Koru beni Allah’ım. Yavrularımı koru, onlara merhamet ver. Onları affet Allah’ım. Beni affet… İman ile al yanına… Ölüm nasıl da yakın…”

Dede, bir yandan semaya açtığı ellerini yüzüne sürerken, diğer yandan da amin diyordu. Amin…

Yatağına uzanırken hasret yorgunu, dilinde her zamanki ümit bestesi vardı: Bismillahirrahmanirrahim…

Kısa zamanda, huzurla daldı uykuya.

…Ve bir daha uyanmadı dünyaya.

Hani iftar vaktine yakın susar ya insan.
Yokluğun o denli yakıyor beni.
Söyle ne zaman okunur bu ezan.
Bir yudum su gibi özledim seni...!

-- Can Yücel --

Büşra Şahin, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim. Asla söyleyemeyeceğim. Oysa o kadar dilimin ucundalar ki. Rüzgar esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı kaçırışım hep bundan. Burada hava her geçen gün biraz daha soğuyor. Zaman diyorum, biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler. Biraz zaman diyorum. Kalbimin bir yanı sıcak kalabilirse bu kış, bir delilik daha yapacağım. Ne bir portakal bahçesinde dolaştım ne de bir posta treninde yolculuk ettim. Çiçekler bir açmaya görsün, bir çılgınlık yapıp hatır için öleceğim. Aslında seni çok özledim.

Kraliçenin Pireleri, Tarık TufanKraliçenin Pireleri, Tarık Tufan

İbrahim Sadri
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi

Aşk suskunluğumdu benim!.. Aşk yangınımdı benim! Aşk vurgunumdu benim! Aşk yazımdı benim! Aşk yasağımdı benim! Aşk itirafımdı benim! Aşk heyecanımdı benim! AşkTek varlığım ve tek yokluğum… Yaram ve merhemim… Kazanmadığım ama hep kaybettiğim. Evet, buydu aşk! Özledim ey Şems özledim. Çık gel Allah aşkına! |Aşkın Gözyaşları/Tebrizli Şems