O zaman ağabeyimin kafasını tahta kuyu kovasının içine sokuşturmuştum. Onu kafasından çıkarmak babamızın iki saatini almıştı. Abimin kulakları takılmıştı. Koca kulakları vardı. Bir şekilde onu özledim.
Dün özledim de seni coştum birdenbire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi tâ yukarda, yıldızlardan;
Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!
Yeni insanlar tanımaya,onların sorularını yanıtlamaya tahammülüm yoktu. Kusura bakmazsa eve gitmek istediğimi söyledim.
“Tabii” dedi, “kitaplarınız sizden epey ayrı kaldılar, özlemişlerdir sizi”.
Evet özlemişlerdir ben de özledim.