Özlem Çağlar

"... öyle çok sevgi görmüş ki çocuk, korku nedir haberi yok. "
Sayfa 88 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tek gerçek dostu Harriet'tı ve birçok konuda aynı fikirdeydiler ama bu konuda anlaşamıyorlardı. Harriet'a göre erkeklerle kadınlar arasında dağlar kadar fark vardı. Onlar şımartılmak isterdi, egoları kırılgandı, kadınların zeka ya da y eteneğin in kendilerininkinden üstün olmasına tahammül edemezlerdi. "Harriet, bu çok saçma," diye karşı çıktı Elizabeth. "Erkekler de kadınlar da insandır. Ve insanlar olarak hepimiz yetiştirilme tarzımızın ürünü, yavan eğitim sistemlerimizin kurbanı ve kendi davranışlarımızın sorumlusuyuz. Kısacası kadınların erkeklerden düşük görülmesi de erkeklerin kadınlardan üstün sayılması da biyolojik değil, kültürel. Ve tüm bunlar iki kelimeyle başlıyor: pembe ve mavi. Sonra da her şey çığ gibi büyüyerek kontrolden çıkıyor."
Sayfa 256 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu
Elizabeth konuya dönmek istercesine elini salladı. "Sirkadiyen ritim diyordun." "Evet," dedi Walter. "Gayet iyi bildiğin üzere, insan biyolojisi günde iki kez uyumaya programlıdır; öğleden sonra bir siesta, sonra da sekiz saatlik gece uykusu." Elizabeth başını salladı. "Ama çoğumuz siestayı atlıyoruz çünkü işlerimiz bunu gerektiriyor. Çoğumuz derken aslında Amerikalıları kastediyorum. Meksika'da böyle bir sorun yok, Fransa, İtalya ya da öğle yemeğinde bizdekinden bile çok içilen başka ülkelerde de yok. Ama gerçek değişmiyor: Öğleden sonra insanın üretkenliği kaçınılmaz olarak düşer. Televizyonda buna 'öğleden sonra rehaveti' deriz. Kayda değer bir şeyler yapmak için çok geçtir, eve gitmek için çok erkendir. Ev kadını, dördüncü sınıf öğrencisi, duvar ustası, iş adamı, ne olursan ol fark etmez; hiç kimsenin bağışıklığı yoktur. Gündüz bir otuz bir ile dört kırk dört arası bildiğimiz üretken yaşam sona erer. Fiili bir ölüm bölgesidir." Elizabeth bir kaşını kaldırdı. ''Ve herkesi etkilediğini söylediysem de," diye devam etti Walter, "ev kadını için özellikle tehlikeli bir zaman dilimidir. Çünkü ödevini bir kenara bırakabilecek bir dördüncü sınıf öğrencisinin ya da dinliyormuş gibi yapabilecek bir işadamının aksine ev kadını kendini devam etmeye zorlamalıdır. Çocukları öğle uykusuna yatırmalıdır çünkü yatırmazsa akşam zehir olur. Paspas yapmalıdır çünkü yapmazsa birileri yere dökülmüş süte basıp kayabilir. Bir koşu markete gitmelidir çünkü gitmezse yiyecek hiçbir şey bulamazlar. Bu arada," deyip durakladı, "kadınların hep bir koşu markete gideceklerini söyledikleri dikkatini çekmiş miydi? Yürüyerek gitmek değil, uğramak değil. Bir koşu gitmek. Demek istediğim bu işte. Ev kadını çılgın bir üretkenlik düzeyinde çalışır. Ve boyundan büyük işlere kalkışsa da sonunda yine yemek
Sayfa -1·Kitabı okudu
"İşte bu yüzden Altıda Akşam Yemeği'nde kimya öğretmek istedim. Çünkü kadınlar kimyayı anlarsa işlerin nasıl yürüdüğünü anlamaya başlar." Roth'un kafası karışmış gibiydi. 'Atom ve molekülleri kastediyorum, Roth," diye açıkladı Elizabeth."Fiziksel dünyayı yöneten gerçek kuralları. Kadınlar bu temel kavramları anladığında kendileri için konulmuş gerçek dışı sınırları da görmeye başlayabilirler." "Erkekler tarafından yani." "Erkekleri tek cinsiyetin liderliği gibi doğaya son derece aykırı bir konuma yerleştiren yapay kültürel ve dini politikalar tarafından yani. Kimyayı en basit düzeyde anlamak bile böylesine orantısız bir yaklaşımın tehlikesini gözler önüne serer." "Pekala," dedi Roth daha önce meseleye hiç bu açıdan bakmadığını fark ederek. "Toplumun çok yetersiz olduğu konusunda size katılıyorum ama ben dinin bizi uysallaştırdığını, bize dünya üzerindeki yerimizi öğrettiğini düşünüyorum." "Gerçekten mi?" dedi Elizabeth şaşırarak. "Ben bizi zahmetten kurtardığını düşünüyorum. Bence din bize hiçbir şeyin aslında bizim suçumuz olmadığını, iplerin başka bir şeyin ya da birinin elinde olduğunu, bu sebeple gidişattan sorumlu olmadığımızı ve bir şeyleri iyileştirmek için dua etmemiz gerektiğini öğretiyor. Oysa dünyadaki kötülükte epey payımız var. Bu durumu düzeltecek gücümüz de var."
Sayfa 354 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu
Özellikle şunu sormak istiyordum; sizce hem Tanrı'ya hem de bilime inanmak mümkün değil midir? "Mümkündür," diye yazmıştı Calvin cevap olarak. "Adına da entellektüel ikiyüzlülük denir." Calvin'in küstahlığı genellikle çoğu kişiyi kızdırsa da genç Wakely'nin moralini bozmamıştı anlaşılan.
Sayfa 209 - Altın Kitaplar·Kitabı okudu