Kendisini kötünün ötesinde berbat hissediyordu, ona göre hayatın bir anlamı yoktu, şimdilerdeyse yaşamanın da anlamı kalmamıştı. İlk seansımda birçok hastama verdiğim ev ödevini verdim. Sıkıntısının ötesinde elindeki nimetleri, güzellikleri, bedenindeki harikulade sistemi hissederek her sabah ‘on şükür’ cümlesiyle güne başlayıp ‘on şükür’ cümlesiyle uykuya geçecekti. L.K. İlk defa k haftanın her gecesini kuru geçirdi. Bu iyileşme ile ilgili birçok yorum yapılabilir. Ama bence en büyük etken, kalbinin en derinliklerinden gelen şükür enerjisinin tüm bedene dağılmasıydı.
Duyguları bastırmak, yok saymak bedeni ‘patlamaya hazır bomba’ haline getirir. Zira bastırılan duygunun enerjisi kaybolmaz daha da kök salar. Benzer olaylarla pekiştiğinde, oluşan enerji blokajları bedende rahatsız edici ya da sıkıntı verici hisler olarak hissedilir.
Eğer bebeğin bu ağlamaları ağzına bir şey tıkamakla karşılanıyorsa bilinçaltı yazılımı “ağzıma bir şey tıkamak güvenli alandır” şeklinde olur. Ve bu insanlar yaşamları boyunca stresli anlarında refleks olarak kendilerini mutfakta bir şey atıştırırken bulurlar.
İnsan olmanın ve yaşamanın güzelliklerini anlatan bir hikaye. İnsan türüne dışardan bakmak, kafamda çok farklı bir pencere açılmasına sebep oldu. Okunması gereken bir kitap, çok keyifliydi.