Dindarlığı sadece pazar günleri kiliseye gitmek, duaları ezbere mırıldanmak sanıyorsunuz. Gerçek din bu değildir. Hafta içi her türlü ahlaksızlığı, haksızlığı, kul hakkı yemeyi yapıp pazar günü günah çıkartarak Tanrı'yı kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Din; dürüstlüktür, adalettir, temiz bir vicdandır.
Onlara da ahlaksız dindarlığın yerel şubeleri denir sanırım. İsteyen istediği gibi giyinmekte, sakal bırakmakta özgürdür; mesele kıyafetler değil, o görünümün arkasında nasıl bir hayat yaşandığıdır. Eğer o kıyafetlerin içi dürüstlük ve ahlakla doluyorsa ne âlâ, sorun yok. Ama dini sadece sakala, cüppeye indirgeyip kul hakkı yemeyi ve adaletsizliği kendilerine hak görenler, Petrov’un bahsettiği o samimiyetsizlerden farksızdır. Kumaş parçasının arkasına saklanarak ne kul kandırılır ne de Allah. Alıntının özü de bu aslında.
Hayatımızdaki herkes bize bir şey öğretmek için hayatımıza girmiştir. Ailemizi, arkadaşlarımızı, düşmanlarımızı yani herkesi hayatımıza biz çekeriz. Bu olaylar ne kadar acı verici olursa olsun, onlardan dersimizi aldığımızda bilincimizden kurban üçgenini temizleriz.