8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:09
Bol ödüllü olması ve okuyanların cogunluğundan duyduğum güzel yorumlar nedeniyle başladığım bir kitap oldu ‘Muhabbet’. Adı da hoşuma gitti aslına bakarsanız. Kitap, Sybil’ın yazdığı ve kendisine yazılan mektuplardan oluşuyordu. Seksen yıllık bir ömre sığdırılan tüm duyguları, mutlulukları, acıları, ayrılık ve pişmanlıkları okuduk mektuplar sayesinde. Evlatlık olmayı umursamıyor gibi görünen, ama içten içe bu konuda hissettiği acıyı bastıran, buna eklenen evlat acısıyla daha da yaralanan Sybil’in öyküsü oldukça sakin bir tempoda anlatılıyordu kitapta. Başlangıçta kişiler biraz karışık gelse de, kitap ilerledikçe kişi ve olayları daha kolay anlamaya başladım. Bunda yazarın sade dili ve akıcı anlatımının da etkili olduğunu düşünüyorum. Bu sayede, sıkılmadan okuduğum bu kitabın konusunun, arka kapak yazısında çok güzel özetlendigini de belirterek; mektuplardan oluşan akıcı ve duygusal kitaplardan hoşlanan herkese kitabı tavsiye ediyor, konusunu(arka kapak yazısı) aşağıya bırakıyor ve umarım sizler de keyifle okursunuz diyorum. Kitaplarla kalın. (arkakapakyazısı) “Sybil her sabah yazı masasının başına geçiyor ve mektuplar yazıyor. Erkek kardeşine, en yakın arkadaşına, bahçecilik kulübünün üyelerine, En sevdiği derse katılmasına izin vermeyen üniversite dekanına, Favori yazarlarına, editörlere, ajanslara… Bir de O’na… Yazdıklarını bir türlü gönderemediğine... Dünyaya tutunmanın yolunu mektuplarda bulan Sybil Van Antwerp. Onu seven herkesi otuz yıldır kendinden uzakta tutuyor. Ancak inziva sona ermek üzere. Geçmişten gelen mektuplar, onu hayatının en acı dolu dönemiyle yüzleştirecek. Sybil artık o mektubu göndermek zorunda. Yoluna devam edebilmek için önce kendini affetmeli, Sonra tüm dünyaya gerçekleri anlatmalı.”
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026172 okunma
Puan vermedi
Merhabalar kitap dostlarım ️ Nevit Dilmen kaleminden Binbir Işık Noktası kitap yorumu ile geldim bu akşam. Okumayı zamana yaydım. Nedenini yorumu okurken anlayacaksınız. Bu kitap, çocukluğun masal dünyasına yetişkin aklıyla yeniden dokunmak gibi… İlk bakışta sadece bir masal kitabı gibi görünse de sayfalar ilerledikçe anlıyorsun ki aslında her hikâye; kalbe değen küçük bir ışık, insanın içindeki karanlık odalara yumuşak bir kandil yakıyor. 144 kısa masalın her biri bir yıldız tanesi gibi parlıyor. Sade bir dil, huzurlu bir atmosfer ve satır aralarına gizlenmiş değerler… Sevgi, sabır, dostluk, empati, iyilik… hepsi birer ışık noktası olup sana geri dönüyor. Yetişkin okur için düşünmeye, çocuk için hayal kurmaya alan açan o narin masal tonunu çok sevdim. Kızımla birlikte okuduk. Daha doğrusu o sayfaları yeme peşindeyken ben ona okumaya çalıştım Bazı hikâyelerde çocukluğuma döndüm, bazı satırlarda içsesimle yüzleştim. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri ise masalların sadece eğlendirmek için değil, ruhu beslemek için yazılmış olması. Sanki her hikâye “yavaşla, hatırla, bak gökyüzü yine ışık dolu” diyor. Bence bu kitap; Masalların büyüsünü özleyen yetişkinlere, Çocuklarıyla paylaşmak isteyen ebeveynlere, İçini ısıtacak küçük mutluluklar arayan herkese çok iyi gelir.
Binbir Işık NoktasıNevit Dilmen · Yedi Çift Yayınları · 202565 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·880 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 10:28
Kitapta yazan haliyle, genellikle polisiyenin mucidi olarak kabul edilir ve bilim kurgu türünü de katkıda bulunduğu öne sürülür. Ekonomik güçlüklerden hiçbir zaman sıralanmamış olsa da yaşamını kalemi ile sürdürmeye çalışan bu Amerikan ilk yazarları arasında sayılır. Amerika edebiyatında romantizm akımının temsilcilerindendir ve ilk kısa öykü yazarlarından birisidir. Ayrıca kısa hikâyelerinde, şu an izlenen birçok filmin kaynak hikayelerine rastladım. Yazarın çok yaratıcı ve analitik bir zekaya sahip olduğunu düşünüyorum . Kitapta birçok yerde 18 sayısına ve Galvanik batarya kelimelerine rastlanıyor. Ben bu bilgilerin çağın bilimkurgu bakışına da ufuk açtığını düşünüyorum. Derin uyku veya kas yitimi hali (ölü gibi olmak) ve bu şekilde gömülmek veya ameliyata tabi tutulmak gibi durumlardan birçok hikayesinde bahsetmiş. Grotesk bakış açısı, Frenoloji, analoji, mesmerizm, pitoresk gibi kelimeler ayrıca yazın dilinde pek çok kez karşılaşılan kelimeler. En imkansız durumlardan bile bir avuntu çıkarması ve üst düzey insan betimlemeleri var. Çoğu hikayesinde yaşamın felsefesi yapıyor. Hayatın yalnızca mutlulukla var olabileceği fikrinin imkansızlığından dem vurmayı da unutmuyor.
Edgar Allan Poe - Bütün HikayeleriEdgar Allan Poe · Ren Kitap · 20192,657 okunma
Özet
Puan vermedi·100 syf.·
2025 19. kitabı
Spoiler!!! Bu öyküde, anlatıcı, yaşlı ve zarif bir kadının dramatik hayat hikâyesine tanık olur. Bu kadın, zamanında Paris saraylarında yaşayan, güzelliği ve zarafetiyle soylular arasında ün salmış bir Fransız aristokratıdır. Kralın çevresinde itibar sahibi, seçkin davetlerin gözdesi olan bu kadın, şatafatlı bir hayat sürmektedir. Lüks içinde geçen yıllar, onun için zamanın akıp gittiğini unutturduğu, gösterişli ve yapay bir mutlulukla doludur. Ancak Fransız Devrimi patlak verdiğinde, saray çevresi darmadağın olur. Aristokratlara duyulan nefret, halkın öfkesiyle birleşince, kadının bütün hayatı altüst olur. Saraydan sürgüne gönderilir, mülkleri ellerinden alınır, adı lekelenir ve geçmişteki tüm ihtişamı yok olur. Bir zamanlar hayranlıkla izlenen kadın, şimdi hor görülen, unutulmaya yüz tutmuş bir figür hâline gelir. Sürgün ve Yalnızlık Sürgün yıllarında, yoksulluk ve yalnızlık içinde yaşar. Hayatta kalmak için kimliğini gizlemek zorunda kalır. Geçmişiyle bağını tamamen koparamaz; sürekli saray günlerini hatırlar, eski şöhretinin gölgesinde yaşar. İnsanların sevgisini kaybetmiş, hatırlanmak için bile savaşmak zorunda kalan bir kadındır artık. Toplumun gözünde artık bir "artık değer"dir. Ne devrimciler ona acır, ne de eski çevresi sahip çıkar. İçine kapanır, konuşmaz, sadece geçmişin yankılarıyla yaşar. Ruhsal bir çöküş içindedir. İtiraf ve Yüzleşme Yıllar sonra küçük bir Avrupa kasabasındaki otelde, anlatıcıyla karşılaşır. Bu tanışma vesilesiyle, kim olduğunu itiraf eder. Hayatını ve yaşadığı düşüşü anlatırken, aslında bir bireyin çöküşünden ziyade, bir çağın ve sınıfın çöküşünü dile getirir. Anlatıcının gözünden kadının hikâyesi; sadece ihtişamdan sefalet içine düşen bir kadının değil, aristokrasinin ve eski dünyanın yıkılışının hikâyesidir. Geçmişin gururunun
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Vaveyla Yayıncılık · 201891,9bin okunma
7/10
·112 syf.··
2024 83. kitabı
Her yolculuk harekete geçmek için bir adımdır. Küçücük de olsa atılan her adım insanı bambaşka bir evrene doğru götürür. Zihinsel veya fiziksel olarak... "..bu kadar basit şeylerden nasıl böyle mutluluklar çıkabileceğini düşündüğümü hatırladım." Eser, ana hatları ile genç bir kadının annesi ile yaptığı Japonya seyahati olarak gözükse de sayfalar ilerledikçe okuyucuyu başka duygular ve düşünceler de karşılıyor. Bir kez yola çıkıldığında görünmeyen düşünceler de insanın peşinden gelir. Bu düşüncelerde geçmişin tortuları birleşmek ister, bilenen bir mekan farklı bir açı ile selamlar insanı. Ünlü eserlerin yapılışı veya sergilendiği, mekan veya müzelerde kişilerin beklentileri devreye girer. Hepsi bir araya geldiğinde içsel veya fiziksel yapılan bir yolculuğun yapı taşı oluşur. Kar Havası'nı okurken Japonya'nın yağmurlu sonbaharında parkları, müzeleri veya mekanları keşfederken aslında gidilen her yerde minik geçmiş kırıntıları ve düşüncelerin sonsuz derinliğini de tanık olacak okuyucu. Yazar, genç kadının gezi anında gördüğü bir manzaradan veya ünlü eserlerden, yapılan sohbetlerden ve gidilen yerlerden çıkardığı çıkarımlardan özellikle annesi, kız kardeşi ve kendi geçmişine doğru yaptığı yolculuğu Japonya seyahatı ile harmanlamıştır. "Bazı zamanlar bir resme baktığımda hiçbir şey hissetmediğim oldu. Bir hissim olduysa da bu sadece sezgiseldi, bir tepkiydi, kelimelerle ifade edilebilecek bir şey değildi. Sorun değil, dedim, öyle olup olmadığını söylemekle yetindim. Önemli olan açık olmak, dinlemek, ne zaman konuşup ne zaman susacağını bilmekti." Geçmiş ve şimdiki zamanın birleşimi diyebileceğim bu eserde aslında bir kadının içsel düşüncelerine de şahit olacaksınız. Özellikle geçmişi yeniden hatırladığında sanki başka bir bilinmeyeni çözmek istediğini düşündüm okurken.
Kar HavasıJessica Au · Timaş Yayınları · 2023297 okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2024 96. kitabı
*** “Bazı insanlar böyle yaşar, diye değil Lina… Sen nasıl istiyorsan öyle yaşa diye…” *** Serinin ilk kitabında, Lina’nın iç dünyasına odaklanarak onun yaşadığı duygusal karmaşaya tanık olmuştuk. O ağır ve kasvetli hava, karakterin içsel çatışmalarını anlamamızı sağlıyordu. İkinci kitapta ise hikaye daha eğlenceli ve hareketli bir hale gelmişti. Fakat üçüncü kitap, serinin tam anlamıyla zirveye ulaştığı nokta oldu. Artık Lina, babasının bıraktığı sırları çözmeye çalışırken kanlı geçmişiyle de yüzleşiyor. Bu yüzleşme ona oldukça ağır geliyor ve Aral’la arasına mesafe koymasına sebep oluyor. Onu bu konuda anlamamak elde değil, ama bazı tavırları gerçekten zorlayıcıydı. Yer yer sinir krizleri geçirtiyor. Yazar, bu kitapta kurguyu öyle güzel inşa etmiş ki her şey tam yerinde ve dozunda. Karakterlerin gelişimi oldukça etkileyici. Yeni eklenen karakterler ve Lina’nın kendini bulma arayışı, kitabı daha da sürükleyici kılıyor. Aral’la olan aşkı ise... Ne desem az! Aral, o kadar nazik ve şefkat dolu ki, bir insanın böylesine sevilmesi insanın içine dokunuyor. Onun sevgisini okurken içim ısındı, gözlerim doldu desem abartmış olmam. Zaten her zaman zekice kurgulanan hikayelere bayılırım ve bu kitap tam da bunu sunuyor. Hikaye, ilk iki kitaba göre daha da derinleşiyor. İlk kitap Lina’nın iç dünyasına odaklanırken, bu kitap onun çevresinde gelişen olayları ve ilişkileri ön plana çıkarıyor. Aral’ın sevgisiyle bir insanın nasıl değiştiğini görmek, en çok etkilendiğim noktalardan biri oldu. Serinin en büyük değişimlerinden biri ise verilen mesajda saklı. İlk iki kitap boyunca, Lina’ya "Olsun, bazı insanlar böyle yaşar" düşüncesi daha baskındı. Ancak üçüncü kitapta bu mesaj tamamen değişiyor ve "Bazı insanlar böyle yaşar diye değil, nasıl istiyorsan öyle yaşa" mesajı öne
1000Kitap
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 3Filiz Puluç · Endigo Kitap · 2024759 okunma