Özlem Odacı

Özlem Odacı
@ozlm_odc
Öz dostunuz değildir.
Dikenli tel gibiydi, dokunanı kanatıyordu.
Reklam
Ama kız çocukları başka bir hassasiyettir köylerde. Oncağızlara meta gibi bakarlar. Kaç para getirir, ne işe yarar, budur yani… yok yorulmuş, yok üzülmüş, yok canı acımış, yok hayalleri varmış… yok böyle şeyler. Daha doğrusu şöyle anlatayım sana, düşün mi uçmak için yaratılmış şahane bir kuşsun ama kanatlarını kesmişler. Uçmayan kuş ne yapar ? Kız çocuklarını cahil bırakmak bir ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.
Ben tesadüflere inanmam. Kader diye bir şey vardır. Her şey olması gerektiği için olur.
Kurtuluş savaşı bu ülkenin nasıl bir destanıysa, Köy Enstitüleri de ikinci destanıdır. O yıllarda bütün memleket açık okul gibiydi. Tam anlamıyla bir eğitim seferberliği vardı. Bunun bir parçası olmaktan onur duyduk ömür boyu.
Mecliste birisi “Köy Enstitülerindeki çocuklar kendilerini Atatürk sanıyorlar!” Demiş. Hasan Ali Yücel de bir cevap vermiş ki, hepimizin göğsü kabardı, gözlerimiz yaşardı. Demiş ki Bakanımız, “ O çocukların her birinin bir Atatürk olması en büyük temennimizdir!” Demiş. Atatürk olmak haddimiz değildir sanıyorlar. Oysa Atatürk olmak, onun ideallerine göre davranmak demek. Atatürk olmak, vicdanlı, merhametli olmak, vatanını özünden çok sevmek, kadınlara değer vermek, adalete inanmak, çok çalışmak, üretmek, iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilmek, herkese eşit davranabilmek, zorluklardan yılmamak demek. Pes etmemek demek. Çünkü yenilince değil pes edince mağlup olursun. Birlik beraberliğe inanmak demek Atatürk olmak. Bilime, ilime saygı duymak demek. Sanata, edebiyata kıymet vermek, çağdaşlık demek Atatürk olmak. Vefalı olmak, yapılan iyiliğin değerini bilmek, karşılığını verebilmek demek. Tam bağımsız olmak demek, başka hiçbir ülkenin desteğine ihtiyaç duymadan dimdik ayakta, hem de sapasağlam durabilmek demek.
Reklam