Ömrünün son anında şunun farkına vardığını düşün; “Ben aslında hiç yaşamamışım ki.” Dahası bunu da o an idrak ediyorsun. Bence mecazen de olsa cehennemin kapısı işte o zaman açılıyor, yani içindeki cehennemin.
Anlayamıyorsun, değil mi? Eskiden beri, et doğrama tahtasında birilerinin bıçak savuruşunu görünce korkardım. O kişi ablam, hatta annem de olsa. Nedenini açıklayamam. Dayanılmaz bir nefret duygusuydu sadece.
O karanlıktı. Karanlık bir yerde o vardı. Son zamanlarda tecrübe ettiği, renklerin var olmadığı o siyah-beyaz dünyası, muhteşem, sessiz ve huzurluydu ama artık geri dönemeyeceği bir yerdi. Ona o dingin barışı hissettiren mutluluk, geri dönüşe kapanmıştı. Ancak onun kayıp duygusunu hissetmesi imkansızdı. Şu anın dünyasının yaşattığı kaygı ve acıya dayanmak için bile enerjisi yoktu.