Bu halde ne kadar durdum bilmiyorum. Diyebilirim ki yüzer ve uyur gibi, uyuyamaz ve uyunamaz gibi, can çekişir de ölmez gibi, anlayacak gibi olur da birden unutur gibi, çok zaman geçmiş sanırken geriye düşmüş gibi, duruyorum zannederken yüzyıl geçmiş gibi…
Şimdi yılın kaç olduğu önemsiz, kaç yıl kaldığını ben de bilmiyorum. Zaten kalan yıl değil, çekeceklerin bitmesi. Çekecekten kastım; anlayacaklar, anlamak zorunda olunanlar.
Dünyamı arkamda bıraktığımı hissetmiyorum, dünyayı görüp, içinden geçip, batmadan, bazen de batarak devam ettiğim bir yol değil, benimle yürüyen bir yol gibi görüyorum.