9/10
·105 syf.··
2026 46. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:39
Tarih denildiğinde çoğumuzun aklına savaşlar, krallar, fetihler ve büyük olaylar geliyor, degil mi? Yani benim oyle Oysa her çağın arkasında yaşayan insanlar, kurulan sofralar, yapılan alışverişler, büyütülen çocuklar ve sürdürülen sıradan hayatlar vardır. Asur ve Babil'de Günlük Hayat bana bambaşka bi4 kapı araladı Bu kitapla.. Asurlar ve Babilliler, Mezopotamya'nın en köklü uygarlıkları arasında yer alıyor. Ancak bu kitap onların siyasi başarılarından çok, günlük yaşamlarına odaklanmış. Mesela, Bir tüccarın pazardaki telaşı, ailelerin yaşam biçimleri, eğitim anlayışları, kadınların toplumdaki yeri ve dönemin sosyal düzeni gibi bir sürü ayrıntı, binlerce yıl öncesinin dünyasını gözümde canlandırdim Tarihi genellikle romanların ve kurguların satır aralarında okumayı seven biri olarak bu kitaba biraz mesafeli başlamıştım Açıkçası daha ağır bir anlatım bekliyordum. Ama, kendimi beklemediğim kadar ilgiyle okurken buldum. Ve beni etkileyen sey; Aradan geçen binlerce yıla rağmen insanın özü pek değişmiyor. O dönemde yaşayan insanların da aileleri, sorumlulukları, geçim kaygıları, umutları ve gelecek hayalleri vardı. Bugün bize çok uzak görünen bir medeniyet, bir anda tanıdık yüzler taşımaya başladı kitabi okumamla birlikte. Bu kitap beni saraylardan çıkarıp insanların evlerine, sokaklarına ve sofralarına götürdü. Tarihi kurgu eserlerin içinde okumayı hâlâ daha çok seviyor olsam da, binlerce yıl önce yaşamış insanların gündelik hayatına tanıklık etmek beklediğimden çok daha keyifli ve etkileyiciydi..
Asur ve Babil'de Günlük HayatArchibald Henry Sayce · Kanon Kitap · 20256 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
2026 57. kitabı
Âbidler Yolu'nda dikkatimi çeken bir hakikat oldu: İnsan bazen büyük amellerin peşinde koşarken, samimiyetle yapılan küçük bir ibadetin Allah katında ne kadar kıymetli olduğunu unutabiliyor. Bu eser, kulluğun miktarla değil, ihlâsla değer kazandığını tekrar hatırlattı. "Âbidler Yolu" bana şunu düşündürdü: Kulluğun özü çok yapmakta değil, Allah için yapabilmektedir. İhlâs varsa az amel de bereketlenir.
Cennete Doğru Abidler Yoluİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 20072,249 okunma
Reklam
Zihnini Yeniden Yapılandır
Puan vermedi
Merhaba sevgili kitapseverler Bugünkü kitap yorumumuz ⚘️ Volkan Erkan Zihnini Yeniden Yapılandır Eskiler ne güzel söylemiş "Nasıl bakarsan öyle görürsün" diye Bakmak, görmek, gördüğünü hissedebilmek çok farklı yetenekler. Rehberimiz zihnimiz değil ruhumuz... Zihin, bilinç, ruh ve psikoloji en sevdiğim okuma tarzı.Bu anlamda "Zihnini Yeniden Yapılandır" bana farklı bir bakış açısı kazandırdı diyebilirim. İşin özü "İnsan ne olduğunu bilmek istiyorsa, önce ne olmadığını görmek zorunda."Bu hayatta sevmenin ilk adımı kendimizi sevmekle başlar.Kendimizi gerçekten sevmediğimizde başka insanları da koşulsuz sevmek bizim için imkansız hâle gelebilir. Bilinçaltımız bizi gerçek anlamda farkında olmadan yönetebiliyor. Zihnimiz ise bize istemeden de olsa oyunlar oynayabiliyor. Burada önemli olan bizlerin bilinçaltımızın iyileştirme, güçlendirme , zenginleştirme ve ilham verme gücüne inanabilmemiz. ⚘️Hayatın yasası inanç yasasıdır... ⚘️Yaşamın bedende değil de ruhta olduğunu fark ettiğinizde artık ölüm yoktur... ⚘️Bizi rahatsız eden "şeyler' değil, onların anlamını yorumlama biçimimizdir... ⚘️Eylemlerimiz düşünce ve duygularımızın yansımasıdır... ⚘️Zihninde sürekli başarısızlık düşünceleri olan kimse, başarılı olamaz... Zihnini Yeniden Yapılandır Volkan Erkan
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024169 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 25. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:12
Sade Bir Hayat benim için sadece okunan bir kitap olmadı, biraz da durup kendi hayatıma bakmama vesile oldu. Kitabı okurken sürekli kendime şu soruyu sordum: "Gerçekten ihtiyacım olan şeyler neler?" "Neden sürekli yetişmeye çalışıyorum?" "Neden boş durunca suçlu hissediyorum?" "Neden hayatımın güzel olması için daha fazlasına ihtiyacım olduğunu düşünüyorum"?Çünkü çoğu zaman daha mutlu olmak için daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Oysa yazar, mutluluğun bazen yavaşlamakta, elindekilerin kıymetini bilmekte ve hayatı sadeleştirmekte saklı olduğunu hatırlatıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, insana bir şeyler dayatmaması oldu. "Şunu yapmalısın, bunu bırakmalısın" gibi bir dili yok. Daha çok bir dost sohbeti gibi ilerliyor. Yazar kendi deneyimlerinden yola çıkarak sade yaşamın ona nasıl iyi geldiğini anlatıyor ve okura da kendi hayatını gözden geçirmesi için alan bırakıyor. Okurken özellikle günümüzün sürekli koşuşturma hâlini düşündüm. Bir şeylere yetişmeye çalışırken aslında hayatın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Bazen bir fincan çayı sakince içmek, sevdiğin bir kitabı okumak ya da sessizce oturup düşünmek bile insana iyi gelebiliyor. Kitap bana bunu yeniden hatırlattı. Okumak, yürümek, yemek yapmak, evi toplamak, yalnız kalmak gibi sıradan görünen şeyler aslında hayatın özü olabilir. Elbette çok hareketli bir kurgu ya da büyük olaylar bekleyenler için yavaş ilerleyen bir kitap olabilir. Ancak sakinleşmeye, iç sesini duymaya ve hayatını biraz daha sade bir gözle değerlendirmeye ihtiyaç duyanlar için oldukça kıymetli bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde üzerimde bıraktığı his huzurdu. Bana göre Sade Bir Hayat, daha azla yetinmenin değil, aslında daha anlamlı olanı fark etmenin kitabı. Bazen mutluluğun uzakta değil, tam da içinde yaşadığımız
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025751 okunma
Puan vermedi·848 syf.··
2026 276. kitabı
İki ayrı dünyadır: Wittgenstein, özü aynı olan. Büyük bir dönüş ve bitmeyen felsefe. Çünkü o Tractatus’un önsözünde şunları yazmıştı: “Kitap felsefe sorunlarını ele alıyor ve-sanıyorum- gösteriyor ki, bu sorunların soru olarak ortaya çıkmaları, dilimizin mantığının yanlış anlaşılmasına dayanır.” ve devam eder “Böylece, şu kanıdayım ki, sorunları özlerinde sonuna dek çözdüm.”1 der, önsözünün sonlarında. Fakat yanılmıştı Wittgenstein. O, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeyi tamamen bırakarak, artık hiç geri dönmeyeceğini sanarak, kendine, felsefesine uygun olarak iş aramaya koyuldu. Çünkü babasından kalan mirasın bir kısmını entelektüel çevreye, geri kalan kısmını ise kız kardeşine bağışlamıştı. Onun için yapacak tek bir şey kalmıştı, tüm sorunları çözdüğüne inandığı felsefeden sonra kendisinin inandığı felsefeyle bağlantılı iş yapmasıydı. Şüphesiz ki onun bu fikirlerinin oluşmasını sağlayan kendisinin defalarca okuduğunu söylediği Tolstoy’un İncil’i, Thakur’un fikirleri ve belki de Schopenhauer olmuştu.Belki de o artık Tolstoy’un İncil’indeki Wittgenstein’a gösterdiği yolu aramak üzere, bir İsa yaşamı, yani basit bir yaşam modeli belirleyerek mutluluğa ulaşmakdı.2O, Birinci Dünya Savaşı’na katıldığı zaman da şöyle bir not almıştı: “Mutlu bir biçimde yaşamak için ne yapman gerektiğini biliyorsun .” der. Yine devam eder: “Neden yapmıyorsun peki? Çünkü akılsızsın. Kötü hayat akıldan yoksun hayattır.” Ve bunun için Wittgenstein Tanrıya dua eder; kendisine güç vermesi için.3İşte onun mutlu biçimde yaşaması için bildiği şey ise, bir İsa hayatı gibi basit ve yalın bir yaşam sürmesiydi. (O, basit yaşam için, giyimine dahi dikkat etmeye başlamıştı. Ömründe tüm bu geçiş aşamasından sonra çok nadiren kravat takmaya başlamıştı.4) Bunun içinde mirasını dağıttı ve kırsal da
WittgensteinRay Monk · Kabalcı Yayınevi · 200533 okunma
Puan vermedi·326 syf.··
2026 392. kitabı
Faust, Johann Wolfgang von Goethe’nin yazımı neredeyse tüm ömrünü kapsayan, dünya edebiyatının en büyük ve en derin felsefi başyapıtlarından biridir. Alman halk efsanelerindeki Dr. Faustus hikayesinden ilham alan bu devasa eser, insan doğasının sınırlarını, bilginin değerini, arzuyu ve iyi ile kötünün ezeli savaşını konu alır. Hayatını bilime, felsefeye ve evrenin gizemlerini çözmeye adamış olan yaşlı profesör Heinrich Faust, ulaştığı tüm bilgilere rağmen aradığı içsel tatmini ve hayatın gerçek anlamını bulamadığı için derin bir varoluşsal kriz yaşamaktadır. Tam bu çaresizlik anında karşısına çıkan şeytan Mephistopheles, Faust’a bir anlaşma teklif eder: Şeytan ona bu dünyada arzuladığı her şeyi, gençliği, aşkı ve sınırsız bilgiyi verecek; buna karşılık Faust, hayattan tamamen tatmin olup "Dur ey zaman, ne kadar güzelsin!" dediği anda ruhunu şeytana teslim edecektir. Anlaşmanın ardından başlayan yolculuk, Faust’u saf bir aşkın yaşandığı trajik Gretchen hikayesinden antik dünyanın mitolojik labirentlerine, siyasi güç arenalarından evrensel arayışlara kadar çok geniş bir evrene taşır. Goethe, Faust’un şahsında aslında tüm insanlığın doymak bilmez merakını, hatalarını, düşüşlerini ve her şeye rağmen içindeki o yüce, ışığa doğru yürüyen özü anlatır. Şiirsel dili ve muazzam felsefi derinliğiyle bu eser, insanın evrendeki yerini sorgulayan zamansız bir başucu kitabıdır.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma
Reklam
Reklam