İnsanın özünde öğrendiği, inandığı, varoluşuna özümsediği ve inanç haline getirdiği değerler vardır. Bu değerler onun varoluşunun bir parçası haline gelir. Bu değerler artık düşünsel değil, varoluşsal ögelerdir.
İnsanın içinde hissettiği sıkıntı, doyumsuzluk, yalnızlık duygusu, mutsuzluk, durgunluk bunların hepsi aslında bireyin yaşamında bazı şeylerin doğru gitmediğini, bazı konularda bilinçlenmesi, bazı şeylerin farkına varması gerektiği konularda onu uyarıyor.
Savaşçı, her olayın arkasında öğrenilecek bir gerçeklik olduğunu bilir ve her olaya bir öğrencinin keşfedici gözüyle bakar. Bu göze ‘gözlemleyen bilinç’ diyoruz.