• 224 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Tek sözcükle ba-yıl-dım. Ertiñgü (olağanüstü) bir betik. Yüzlerce yıl öncesinden beñgütaşlara (sonsuz taşlar) yontarak, kazılarak yazılmış ve acunda (dünyada) eşi olmayan bir dil olan öz Türkçe'yi bugüne aktarmışlar. Ne yazık ki biz diğer doğu ülkeleri gibi özgün yazımıza ve abecemize iye (sahip) olamamışız. Yine de bugün kullandığımız dil o günlerde kullanılandan tamamen kopmuş değil. Göktürkçe de diyebileceğimiz dil sağdan sola yazılmaktaydı. Damgalar ise kendine özgü. Ben işi ilerletip özgün betlerden okumayı istiyorum ata dilimi.

    Önce kısa bir geçmiş bilgisi aktarımıyla başlıyor betik. Sonra beñgütaşlardaki yazıların günümüz latin damgalarıyla yazımı. Görselde örneği var. Uyak düzeni ise yine kendine özgü. Gerçekten ertiñgü idi. Öyle güzel eylemlerimiz var ki, bugün bile tohtalıkla (rahatlıkla) kullanılır. Onmak, yarlıgamak, süngüleşmek, suvarmak, kuçmak gibi eylemler ile ılgar, yağı, albız, sü, ertiñgü gibi sözcükler dilimize girmiş birçok yad (yabancı) sözcüğün Türkçesidir.

    Okurken atalarımızın öğütlerinin ne denli yerinde ve hala geçerli olduğunu gördüm. Çin Fağfurları (hükümdar) dostluğumuza karşı nasıl bize yağı (düşman) olmuşlar şaştım kaldım. Asla da güvenmememizi söylüyor. Öte yandan Uygurlar, Kırgızlar da kendi ırkına saldırmışlar. Ama işin içinde çaşutluk (casusluk) var. Kağanların Çinli ecelerle (prenses) evlenmesi sonucu bodunun (milletin) bozulduğunu söylüyor. Böylece aksinük(ileri gelen) ve karasinük (halk) birbirine düşmüş çoğu kez.

    Söyleyecek çok nenim (şeyim) var ama sığmaz buraya. Mutlaka alıp okuyun ve öğütleri tutun. Sonra uşanmayalım (dağılıp gitmeyelim).