Dünyadaki insan toplumlarında gördüklerimiz; müthiş bir ıstırap, kızgınlık, intikam, bağımlılıklar, sokaklardaki şiddet ve devasa boyutlarda adaletsizliktir… Toplumsal rüya korku tarafından yönetilir.
Kendimiz olmaktan korkarız, çünkü kendimiz olduğumuzda reddedilmekten korkarız. Reddedilme korkusu, yeterince iyi olamama korkusuna dönüşür. Sonunda olmadığımız biri haline geliriz.
Toplumsal rüya bize nasıl insan olacağımızı öğretir. “Kadın”ın ne olduğunu, “erkek”in ne olduğunu öğreniriz. Tabi yargılamayı da öğreniriz: kendimizi yargılarız, başka insanları yargılarız, komşuları yargılarız.
Ehlileşme yoluyla nasıl yaşayacağımızı ve nasıl rüya göreceğimizi öğreniyoruz. İnsan ehlileştirmede; toplumsal rüyadan gelen bilgiler, içsel rüyaya ulaştırılarak, tüm inanç sistemimiz yaratılır.