Ozzy

Ozzy
@ozzy_ozz
Kitap okumaya Lise 3(2013)'deki Türkçe öğretmenimin sayesinde başladım. Ona her zaman minnettar olacağım...
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2020 16:28
★Hayatından sıkılan Veronika intihar etmeye kalkışır. Bilincini yitirdikten sonra gözlerini açtığı anda kendisini bir deli hastanesinde bulur. Burada hasta olduğunu ve 1 haftalık ömrünün kaldığını öğrenir. Olaylar böyle gelişir. ★Paulo Coelho'nun Simyacı'dan sonra okuduğum ikinci kitabı. ★Kitabı okurken insana deli ve akıllı kavramlarını sorgulatıyor. Deli nedir, kime denir veya kime akıllı denir? ★Peki, Veronika neden intihar etmek istedi? İntihar etmek delilik mi? Kime, neye göre? ★Genel tanım olarak yazacak olursak delilik; düşünce, inanış ve davranışlar bakımından, toplumun genel kabul görmüş hal ve davranışlarından farklı olma durumu olarak tarif edilir. ★Kitapta şizofreni, panik atak, depresyon hastalarının dünyasına dahil oluyoruz... ★Tıp olarak deliliğin tanımı, sinir sisteminde kimyasal dengesizliklerden dolayı oluşan hastalığın genel adıdır. Sebepleri arasında fiziksel hasarlar olabileceği gibi, çok ağır geçen depresyon veya zihnin aşırı çalışmasından dolayı kontrolden çıkması da olabilmektedir. Bazı zihinsel hastalıklar da deliliğin nedenleri arasındadır. ★Dünyada binbir çeşit ruhsal hastalık var. Nikotin(sigara), alkol bağımlılığı, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, erişkindikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vs. ★O zaman az önce saydığım ruhsal hastalıklara yakalanan kişiler deli olmuyor. Sadece hasta oluyor. Ne zaman bu ruhsal hastalık ağırlaşırsa ve kendisine veya etrafındakilere zarar veriyorsa o zaman "deli" oluyor. ★Paulo Coelho yine güzel bir kitap ortaya çıkarmış. Kitabın dili sade ve akıcıydı. Kısa sürede sıkılmadan okudum kitabı. Türkçeye tercüme eden Haldun Pamir'e ve Can Yayınları'na teşekkür ederiz. Kitapta hiç yazım hatası görmedim. Herkese tavsiye ederim. Paulo Coelho Veronika Ölmek İstiyor
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2020 12:41
Kitap ergenlik çağındaki Alex adındaki kötü bir kişinin başından geçen olayları onun gözünden anlatmaktadır. Kitabın ilk bölümünde Alex ve çetesi toplum güvenliğini hiçe sayan, pek çok kimseye, canlıya zarar veren acımasız ve vicdansızca davranışlar sergilemektedir. İkinci bölümde de cezaevine girer ve hükümetin suçluların tedavisi için geliştirdiği "kötü davranışları iğrendirme" yöntemini ilk kez Alex üzerinde denerler. Sonucunda tedavi olumlu yanıt verir. Fakat bu tedavi yüzünden Alex güzel sanatlardan uzak, çok sevdiği klasik müziğe karşı artık dinlemeye tahammülü olmadığını ve hatta bu yüzden intihara kalkıştığını görürüz. Böylece hükümet Alex'i OTOMATİK PORTAKAL'a dönüştürmüştür. Aklından kötü bir davranışı geçirdiği her an midesine kramplar girip kusacakmış gibi hissediyor. Bundan sonra dayak yiyen, eziyet gören taraf Alex oluyor. Kitabın son bölümünde ne olduğunu yeni okuyacaklara bırakıyorum. Kitabın son kısmına değinmeden özetledikten sonra şimdi düşünmeye başlıyorum. Alex ve çetesi gerçekten çok iğrenç, kötü kişiler. Böylelerinin tedavi edilmesini, toplum güvenliği için, ben de doğru buluyorum ama o tedavi yönteminde neden klasik müzik kullandılar? Klasik müzik dinleyemez hale geldiler. Bir diğer kötü yanı da kimseye karşı gelememeleri, sürekli dayak yemeye mecbur kalmalarıydı. Kendisine yumruk atana cevap vermek yerine diğer yanağını gösterme hissine kapılmaları da cabası. Bu kişilerin bu duruma gelmesi, toplum için sorun yaratmaz mı? Herkesin içinde bir miktar iyi ve kötülük olmalı. Çünkü gerektiğinde kendisini savunması için karşıdan gelen fiziksel şiddete cevap vermeli. Haksız yere dayak yediği bir anda, birey kendisini savunmalı. Hiç kötü kimse olmasa, kötülüğün anlamı kalır mıydı? Tek tip bireyler yaratmak doğru mu, demokrasiye balta vurmaz mı?... vb.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2020 21:35
Kitap incelemem: • Cezayirli olan Albert Camus'un yazdığı Yabancı adlı kitabında; yabancı dediği kitabın baş karakteri olan Meursault muydu, yoksa geri planda kalan, her karakterin adı yazılırken onun isminin geçmediği, Cezayirli Arap mıydı? • Kitabın arka kapağında şunlar yazılı: işlediği bir suçtan çok, gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan bir "yabancı" aracılığıyla, XX. yüzyıl insanın içine düştüğü yabancılaşma anlatılır. Bir türlü ele geçirilemeyen "anlam"ın sürekli aranışını, bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu, toplama yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman, büyüleyici gücünü arka plandaki derin ve suskun acıdan alır. Camus, genç kahramanı Meursault'nun dış dünyayla arasına koyduğu mesafeyi, kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir. • Arka kapağında yazıldığı gibi kitap baş karakter Meursault'nun toplumdan uzak, adeta tüm duygularından arınmış, umursamaz, vurdumduymaz biri olarak anlatılır. Fakat kitap, Meursault'nun annesinin ölümüyle başlar. Belki de annesinin ölümünden sonra değişti, toplumdan uzaklaştı. Öyle ki annesinin ölüm gününü bile dün müydü diye sorguluyor. İnsanlar duygularını farklı şekillerde gösterir. Bu adam da muhtemelen annesinin ölümüyle değişti, topluma yabancılaştı. Zaten başına ne geldiyse bundan dolayı geliyor. İşlediği büyük bir suçtan dolayı idam cezasına çarptırıldığı anda insanlar tarafından kendisine saygı duyulduğunu hisseder. • İdam kararından sonra temyiz için başvursa da başvurusu reddedilir. Hukuk ona tekrar kendisini savunmasını, ona başka şanslar vermeyi kabul etmez. Hâlbuki Meursault işlediği suçu yapacak kötü bir insan
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
10/10
·690 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2019 14:54
"Ölülere acıma, Harry. Yaşayanlara acı, her şeyden çok da, sevgisiz yaşayanlara." (Albus Dumbledore) Harry Potter ve Ölüm Yadigârları fantastik roman serisinin son kitabı olup çıktığı ilk gün ABD'de 8.5 milyonun üzerinde satış rekoru kırmıştır. Ünlü serinin kitapları "Dünyanın En Hızlı Satan Kitabı" gibi unvanlara sahiptir. Serinin filme dönmesiyle yaklaşık 8 milyar dolar hasılat yapmıştır. Kitaplarının ve filmlerinin başarılarını bir yana koyarsak, Ölüm Yadigârları; her şeyin bittiği, seri boyunca akılda kalan soruların çözüme ulaştığı, sırların açığa çıktığı, serinin son kitabı olmuştur. Ölüm Yiyenler ile Büyücülerin ve Cadıların savaştığı, yani kötüler ile iyilerin savaştığı, 690 sayfasına rağmen yazarın başarılı kalemi sayesinde herkesin bir çırpıda bitirdiği kitap olmuştur. Tabii bu kadar hızlı okunabilmesinde çevirenlerin büyük etkisi olduğu açıktır. O yüzden başta Rowling'i sonra Türkçe'ye çevirenleri kutlarım. Herkese tavsiye ederim. Kitapları ayrı, filmleri ayrı güzel. Ama Harry Potter serisine yeni başlayanlara tavsiyem kitaplarını okuduktan sonra filmlerini izlemeleri. Çünkü ben maalesef filmlerini izledikten sonra kitaplarını okudum. Karakterleri kendi hayalimde canlandıramadım, hep filmdeki oyuncuları düşünerek okumak zorunda kaldım. Her şey iyi, hoş da Yapı Kredi Yayınları'na sorarım kapak fotoğrafında Harry'nin neden 11 yaşındaki(?!) halini resmettiniz? Halbuki kitapta 17 yaşında geçiyor. 🤔 J. K. Rowling Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Edebiyat
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,8bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
"İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işidir" diyor Victor Hugo. Ve mahkumun son sözleri: Merhamet edin! Bağışlanmam için bir dakika daha bekleyin! Ah! Sırtlanlar gibi haykıran iğrenç halk! Buradan kurtulamayacağımı, bağışlanmayacağımı kim bilebilir?... Evet. Victor Hugo idam cezasına ve bunu bir panayır gibi izlemeye gelen halka karşı bu kitabı yazmış. Çünkü o dönemde idamlar halkın içinde yapılır ve halk da bu gösteriyi(!) dört gözle bekler. "İdam", "Ölüm" diye nara atarlar. Victor Hugo, bu idam mahkumunun gözünden anlatır bu kısa hikayeyi. İdam kararı çıkmasından itibaren mahkumun yaşamak için beş haftası kalır. Kararın çıktığı andan itibaren son ana kadar karakterin psikolojisini ustaca bir dille okuyucuya sunar. Victor Hugo'nun okuduğum ilk kitabı ve çok beğendim. Herkese tavsiye ederim. Sefilleri de mutlaka okuyacağım. Ben de, bir devletin insan öldürme hakkının olmadığını düşünüyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, insanlar yanılabiliyor, hakimler, savcılar, adalet yanılabiliyor. Bugüne kadar suçsuz milyonlarca insan devlet eliyle öldürüldü. (Sözüm meclisten dışarı. Genel konuşuyorum) İnsanlar, gerçeği görebilmeleri için bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Ama bazen bu konuda başarısız oluyorlar. Dolayısıyla hataya düşüyorlar. Hata yaptıklarını da iş işten geçtikten sonra fark ediyorlar ve tabii vicdan azabı, pişmanlık duyuyorlar. Devletimiz şuan bile suçsuz insanları içeride tutuyorsa idam olduğunda bir insanlık felaketiyle karşılaşmaz mıyız? Evet, soruyorsunuz: Bebeklere, çocuklara tecavüz edenler, işkence edenler, herhangi bir insanı veya (herhangi bir) canlıyı işkence ederek öldürenler ne olacak? İşkence ederek öldüren birinin cinayetinin kaza olma imkanı yok elbette. Ama dünyanın bin bir türlü hali var. Diyelim ki biri bu büyük suçu
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma