bir kente girer Marco; bir meydanda,birinin,geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir ânı yaşadığını görür;çok zaman önce,zamanın içinde durmuş olsaydı,ya da çok zaman önce,bir yol sapağında,saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yerinde durmuş olsaydı ,orada , o meydanda o adam değil ,kendisi olabilirdi şimdi.Marco ,bu gerçek ya da kurumsal geçmişinin dışındadır artık;duramaz ;kendisini bir başka geçmişinin ,ya da bir olasılık ,geçmişte onun olası bir geleceği olmuş ve şu anda bir başkasının şimdisi olan bir şeyin beklediği bir başka kente kadar devam etmelidir yoluna.Yaşanmamış gelecekler geçmişin dallarıdır yalnızca:kuru dalları.
Bütün bunlar,aslında Marco Polo anlatabilsin ya da anlattığı hayal edilsin ya da anlattığı hayal edilebilsin ya da
nihayet kendi kendisine ,aradığının hep önündeki bir şey olduğunu ve söz konusu geçmiş bile olsa bunun,o yol aldıkça ,adım adım değişen bir geçmiş olduğunu anlatmayı başarabilsin diyeydi,zira yolcunun geçmişi ,tamamlanmış bir güzergâha göre değişir :her geçen günün üzerine bir gün daha eklediği yakın geçmiş değil,çok daha uzak bir geçmiştir bu.Her yeni kente geldiğinde yolcu,bir zamanlar kendisinin olduğunu artık bilmediği bir geçmişi yeniden artık olmadığın ya da sahip olmadığın şeyin yabancılığı,hiç senin olmamış yabancı yerlerin eşiğinde bekler.