Tek başına insanı her türlü yardımdan uzak, sırf kendi silahlarıyla kalmış bütün onurunu gücünü ve varlığının temelini borçlu olduğu Tanrı esirgiyiciliğinden ve bilgisinden yoksun bir halde düşünelim.
Kendisine bile sahip olamayan, her şeyin elinde oyuncak olan bu cılız ve zavallı yaratığın, yönetmek şöyle dursun, ufacık parçasını bile tanıyamadığı bu evrenin efendisi geçinmesinden daha gülünç ne olabilir?
"Uykuya dalarken, uykuda ölen insanlar olduğunu hiç düşünmedin mi? Dişlerini fırçalarken, işte tamam, bu son günüm demedin mi hiç? Çok süratle, hem de çok süratle hareket etmek gerektiğini, çünkü zamanın kalmadığını hiç hissetmedin mi? Ölümsüz mü sanıyorsun kendini!"