Hisler bir kere doğunca daima kalbin derinliğinde yaşarlar; orada durgunlaşır ve hayattaki hadiselere göre yeniden uyanırlar. Fakat her an oradadırlar, mevcudiyetler zaruri olarak ruha tesir eder. Böylece her duygunun azameti ilk alevleniş çağındadır. Yani ne kadar uzun sürerse, nihayet bir günlüktür. Hislerimiz için de en süreklisi olan ızdırap da ancak ilk taştığı anda şiddetlidir. Sonra darbeleri gitgide hafifler. Bu Belki buhranlarına alıştığımızdandır, belki de varlığımızın bir kanun neticesi. Bencilliğimiz bu yıkıcı kuvvete hareketsiz fakat aynı şiddette bir kuvvetle karşı koyar.