Ona göre yaşam, bir hastanın gözlerini acıtacak denli parlak ve güçlü bir ışığa benziyordu. Bilinçli anlarında etrafındaki hayat ham,parlak bir ışık olarak üzerine çöküyordu. Acıtıyordu. Dayanılmayacak kadar acı veriyordu.
Ünlü yazar Martin Eden, sürü zihniyetinin yarattığı, denizci ve serseri Martin Eden'ın vücuduna zorla zerk ettiği bir tayftan ibaretti. Kandıramazdı onu. Sürünün taptığı, yemekler adadığı güneş tanrısı değildi o. Bunu gayet iyi biliyordu.
Tezatlık buradaydı işte. Yemeğe ihtiyaç duyduğu zaman kimse yemek vermemiş, yemeğe de davet etmemişti. Hâlbuki şimdi binlerce yemek alabilecek durumdayken ve paraya ihtiyacı yokken, heryerden yemek daveti gelmesi tuhaftı.
"Martin Eden, vahşi bir adam olmayabilirsin, ama zavallı bir Nietzsche adamısın. Eğer yapabilseydin, onunla evlenir ve yüreğini mutlulukla doldururdun . Ama yapamazsın, yapamazsın. Çok yazık!"