zehra paksoy

7/10
·128 syf.··
2022 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2022 00:00
Hikaye iki farklı kurgudan oluşuyor. İlki sevdiği kızın farklı biriyle evlenmesiyle yollarını ayıran genç başka bir kadınla evlilik yapıyor. Evliliği oldukça mutsuz sebebiyse eşiyle alakalı değil onu sevmemesi. Daha sonraki zamanlarda sevdiği kadının eşinin öldüğünü duyuyor ve yolları tekrar kesişiyor. Sevdiği kadın gencin evli olduğundan habersiz tekrar bir ilişkiye başlıyorlar bu durumdan eşinin haberi var ancak çok sessiz bir eş. Gençse eşinin sessizliğinden her şeye boyun eğmesinden nefret ediyor ve bir cinayet planlıyor tüm bu cinayeti de kendinin şeytan olarak adlandırdığı ve onun çıraklığını yaptığını düşündüğü Tsuchida'ya bağlıyor. Diğer hikayemizse Odera adlı gencin aşık olduğu kadının evlenmesi, kendisine evlilikte mutsuz olduğundan bahsetmesi eşi Seizo'nun ona eziyet ettiğini söylemesi üzerine Odera'nın bir cinayet işlediğini yansıtıyor ama gerçekse bambaşka . Bu kitabın özetlemesi böyle olsa da kurgusal yönden beklenmedik sonlar yarattığı için klasik anlatımların dışına çıkmış bu yüzden çok sevdim kapak tasarımıysa içerikle oldukça uyumluydu. Uzun zaman Japon yazar okumak isteyip bir türlü fırsat bulamamıştım . Japon edebiyatıyla ilk buluşmamdan memnuniyetle ayrılıyorum diğer okurlara yavan gelecek bi nokta olabilir ki o da anlatım. Klasik edebiyattaki betimlemelere , süslü sözlere öylesine aşina olmuşuz ki başta kitap çok fazla gösterişsiz, olaylar klişe geldi ama ben bunlara rağmen sevdim , iyi okumalar
Polisiye / Gerilim
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Reklam
Bir denizcinin denizine kavuşma hikayesi.
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 15:36
Martin Eden, uzun soluklu okunabilecek, başta klişeye kaçan konusuyla beklentinizin fazla olmayacağını bildiğiniz ama dili ve anlatımıyla özellikle Martin'in azmiyle konudan kopamadığınız bir kitap. Pes edilecek noktalarda kaç kez aşk uğruna inatlaştığını ve daha ileriye gittiğine tanık oluyoruz. Daha sonra aşka nasıl anlam yüklediğine. Yarı otobiyografik olmasıyla kitap boyunca hep beraberim de hissettiğim Martin'i uğurluyorum. Ve yaşanan olayların gerçekliğinin yüzyıllar geçmiş olsa bile değişmediğini görerek üzülüyorum. İnsana duyulan saygının, her dönemde aynı olduğu, kıyafete, mesleğe, konuşma şekline göre değerlendirildiği ve bunun getirdiği zorlukları Martin Eden ve onun sosyal kesimi gözünden bizimle bağdaştırdığını biliyoruz. Ne de olsa hep karşılaşacağız burjuvalarla. Martin kadar saf sevgiyle donanmış bir insanın nasıl olup da Ruth'u gözünde bu kadar büyüttüğünü anlayamadım ve bazı noktalarda Ruth'u Martin'e layık bulmadım. Sevgi birini değiştirmek değildi ve Ruth'un Martin'i olduğu gibi kabul ettiği yoktu :D Normal özet anlayışımın dışındaki bu inceleme aslında biraz da hissettirdikleri. Onca çabanın, onca ilerleyişin ve yine uykularından çalarak çalıştığı onca vaktin sonunu bir şekilde almış olsa da kendini ve aşkını değişmiş olarak gördükten sonra boşuna uğraşmış gibi hissettim. Martin hep Martin değildi , Martin artık kendini layık göremediği burjuva sınıfının gerçek yüzünü gören gerçekçi ve yazar Martin Eden'dı. Değinmeden edemeyeceğim diğer bir noktaysa; ölümün tasviri. Huzur mu doluydu? yoksa acı mı çekiyordu ? Yıldızların parıltısına bakarak bilinçsizliğe ve artık düşünmeyen bir beyine kavuştu.
1000Kitap
Martin EdenJack London · İndigo Kitap · 2018134,8bin okunma
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2021 13:44
Güneş Tanrısı'nın kızı olmasına karşın hiç parlak bir hayat yaşayamayan Kirke. Çocukluğundan itibaren Tanrı muamelesi görmeyen, güçlü, güzel ve yetenekli kardeşleri arasında , babasının ayakları altında yetişkinliğe ulaşmış bir kız. Ölümsüz ancak ölümlülere has sesiyle ve görünümüyle ailesi ve nymphalar arasında dışlanıyor. Bu sırada sonradan doğmuş olan ve kendisinin büyüttüğü erkek kardeşi Aietes tek destekçisi . Aietes'in güçlenip yanlarından ayrılmasıyla tekrar yalnız kalıyor ve kendine küçük bir sığınak olarak hazırladığı kumsalda bir ölümlüye aşık oluyor. Gloukos'u şifalı otlarla tanrılaştırarak büyücü oluşunu keşfediyor. Ancak Gloukos kazanmış olduğu güçle beraber Kirke'ye sırt çevirip hikaye boyunca Kirke'yi vicdanen rahat bırakmayacak bir başka büyü yapmasına sebep oluyor bu da Skylla. Ve bir nymphaya büyü yapması sebebiyle Zeus ve babası Helios tarafından ıssız adaya sürgün ediliyor. Sürgünü başlarında tek arkadaşı ve tanrılar arasında gerçekleşen olaylardan haberdar olmasını sağlayacak olan Hermes'le tanışıyor. Hermes'le olan bağı devam ederken kuzenin yine güç ve ünvan uğruna zorlu bir doğum süreci yaşadığı haberi alarak yanına gidiyor. Burada Daidalos'la tanışıyor. Daidalos kuzenine hizmet etmekle görevli olan bir ölümlü. Ölümüyse tam özgür olduğunu düşündüğü anda gerçekleşiyor, Kirke bu dostluktan yine elinde üzüntüyle dönüyor. Sürgününe adasında devam eden Kirke'nin, ölümlere yardım ederek minnet duyma hazzıyla adasına gelen misafirlerinden zarar gördüğü olaylar gerçekleşiyor ve bu Kirke'nin soğuk , öldürücü büyülerini güçlendiriyor. Artık adasına gelen misafirlerine karşı temkinli davranan Kirke, kendisini şaşırtacak ve ona güvenmeyi, tekrar aşık olmayı tattıracak Odysseus'la tanışır. Odysseus İthaka'nın prensi aynı zamanda Athena'nın emrinde
1000Kitap
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2021 18:08
İvan İlyiç yaşamı boyunca kibarlık, görgü ve refah içinde yaşamayı hedefleyen bir savcı ve tabi eğitim basamaklarını da birer birer çıkarak yargıç oluyor. Hayatına aldığı dostlarını sosyokültürel durumuna göre seçen daha sonra seçtiklerinden insanlık göremeyen giderek de yalnızlığa mahkûm kalan biri. Aslında bu durum bize tercihlerimiz ve sonucunda ne olacağını gösteriyor. Başından beri bilinen bir ölümle karşı karşıya ve kendini iyi olduğuna ikna etmeye çalışıp hastalık psikolojisine , etraftan duyduğu yorumlara o da aldanıyor, hatta kendisini iyileştirmek için gelen doktorların sanki asıl düşüncesini , hastalara karşı tutumunu yansıtmak ister gibi eleştiriler de eklenmiş. Kitap boyunca sağlıklı bir kişinin kendince mutlu hayatında, aniden hastalanması ve ölüm korkusu işlenmiş. İvan İlyiç yanına gelen her kişinin kendisi ayağa kalkamayacak derecede hastayken, ne kadar sağlıklı ve canlı göründüklerine dikkat ediyor ve onlardan nefret ediyor. Ailesinden uzaklaşıyor en sonundaysa ne kadar yanlış yorumladığını görerek pişmanlıkla ve tek nefeste ölüyor. "İvan İlyiç'e en acı gelen şeylerden biri de hiç kimsenin ona onun istediği gibi acımamasıydı: İvan İlyiç bazen özellikle de uzun acı dönemlerinin ardından, bunu itiraf etmek ne kadar utanç verici de olsa,kendisine hasta bir çocuğa acınır gibi acınmasını istiyordu. Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, başucunda göz yaşı döksünler istiyordu. Göğsünü döven gümüşsü sakalıyla koskoca bir mahmekeme üyesi olarak böyle bir şeyin kendisi için imkansız olduğunu biliyor, ama yinede istiyordu işte."
1000Kitap
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961bin okunma
6/10
·140 syf.··
2020 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 20:53
Kısa hikayelerden oluşan bir kitap . En beğendiğim değirmen ve kırlangıçların öyküsü oldu . Hatta en çok etkilendiklerim diyebilirim, ikisinde de zamanın önemini ve geç kalmışlığın hissini yaşadım. Sabahattin Ali'den Kürk Mantolu Madonna'yı okuduktan sonra aynı etkiye değirmende sahip olamıyorsunuz.
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma