Bütün kasaba küflü bir bakır para gibiydi, hem de artık geçmeyen bir para. Küçük sokakların, alanların, kulelerin, tepelerdeki yaya yollarının ne acıklı bir gö rünüşü vardı!
Evet, evet! Türkü söyleyin, düş kurun, yoksul evlerin çocukları! Çok geçmez, gençliğinizin ilk adımlarında bahar, kış kılığına bürünmüş bir dilenci gibi korkutur hepinizi.
Platero, küçücük, tüylü, ipek gibi. Dokununca öyle yumu şak ki, bütünüyle pamuktandır dersiniz, hiç kemiği yok sanki.
Yalnız, gözlerinin kara parıltısı iki koyu pırlanta böcek sertliğinde.
Acı denizi, yaşam boyu seni hep yanıbaşımda buldum; esintin bana, yüce ve kimi anlamsız lir ezgilerini taşısın; tıpkı gün sökerken yükselen ak güneşte öten tarla kuşu gibi.