Bak Platero, ne çok gül dökülüyor dört bir yana; mavi güller, ak güller, renksiz güller ... Göklerin güle çözüştüğünü düşünüyor insan. Bak, nasıl örtüyor güller alnımı, omuzlarımı, ellerimi ... Ne yapacağım bunca gülle ben?
Ama bugün Platero, Yahuda milletvekilidir, öğretmendir, avukattır, vergi toplayıcıdır, belediye başkanıdır, ebedir; şu kutsal cumartesi, çocuklaşan her adam, saçma, belli belirsiz bir bahar özentisiyle, dönek silahını diş bilediği kişiler üzerine boşaltıyor.
Hayır Platero, hayır! Sen benimle kal: Sana çiçekleri, yıldızları öğreteceğim. O zaman seni, akranlarından iri bir mankafa olarak görüp üstüne gülmezler; sanki sen o eşek dedikleri yara tıklardan biriymişsin gibi kafana, çevreleri ırmaktaki kayıkları andırırcasına parlak kırmızıyla, maviyle süslü iki kocaman göz deliği, seninkilerin iki katı uzunluğunda kulakları bulunan bir takke geçirmezler.