İnsanlar sadece başka çareleri kalmadığında evlenirler, paniğe ya da umutsuzluğa kapıldıklarından ya da kaybetmeye dayanamayacakları birini kaybetmemek için.
Neredeyse herkes kendi gençliğinden utanır, söylenildiği gibi özlemle anıldığı çok doğru değildir, kendiliğinden ya da açık bir çabayla sürgüne yollanması ya da uzaklarda kalması yahut karabasanlarda ya da romanlarda ya da var olmayanın sahasında yaşamaya zorlanması yeğlenir. Gençlik gizlenir, bizi gençken tanımayanlar için gençlik bir sırdır.
Yakınımızdaki binlerini tanıdığımızı düşünürüz ama zamanla bilmediklerimizin bildiklerimizden çok daha fazla olduğunu görürüz, zamanla daha az tanınır karşıdaki, zamanla daha çok karanlık nokta oluşur. Aydınlanan çok şey olsa bile karanlıkta kalanlar her zaman daha fazladır.