Neyse, çok önemli değil, dert etme, uzun süreli yakın yaşamların kaçınılmaz hınçları olur, iki tarafın da genellikle vazgeçemediği, katlanılabilir can sıkıntısı olur.
Herhangi bir kişi tarafından her hangi bir ortamda atılan her adımın, (şüpheyle ya da kendinden emin, samimiyetle ya da içten pazarlıklı) söylenen her kelimenin bizi tanımayanı ve tanımaya niyeti olmayanı, daha doğmamış olanı ve bu yüzden acı çekebileceğini bilmeyeni bile etkileyen hayal edilemeyecek sonuçları vardır, hiç farkına varmadan bir ölüm kalım meselesine dönüşürler.
Kulağımıza bir şeyler fısıldayan dil de öpülmek istemiyor görünen birini ikna eden ilk öpücük gibidir; bazen direnişi kıran ne gözlerdir, ne parmaklar, ne de dudaklar;
sadece dildir, boşluk kollayıp savunmasız bırakan, fısıldayıp öpen, neredeyse zorlayan.