papirusktp

papirusktp
@papirusktp
"Sevgi, tüm varlıkların anlaşabildiği tek dildir." papirus_ktp Kitap sevdalısı, mesleğinde çeyrek asırı devirmiş bir öğretmenim.
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:04
Kalemini çok sevdiğim sevgili yazarımız Rita Hunter’ın Bahar Kokusu kitabını tekrar okudum bu ay. Türü sevenlerin bu yazarımızın kitaplarını muhakkak okumasını tavsiye ediyorum bu vesileyle de. Gelelim kitabımıza... 19. yy. İngiltere’sinde geçiyordu olaylar. York şehrinde yaşayan mütevazi Dunnington Vikontu William Potter ve Leydi Catherine Potter’ın güzel kızı Allison Potter, Ashwick Kontu Oswald Welfare ile nişanlıydı. Yakın zamanda evleneceklerdi. Eğer, kontun evinde verilen bir balo sonrası yaşananlar olmasaydı tabii. O gece çıkan yangın ve sonrasında meydana gelen bir araba kazası ile Leydi Allison Potter ölmüş, yaşadığı pek çok zorlu ve maceralı günden sonra, Londra’daki Umut Evi’ni yönetecek olan Bayan Allison Taylor doğmuştu. Umut Evi, çoğu eski hayat kadınları olmak üzere, oraya sığınan, istismara uğrayan, kimsesi olmayan kadın ve çocuklara hizmet veren bir evdi. Zengin soyluların yardımıyla ayakta duruyordu burası. Allison’un çabalarıyla, oradaki çocuk ve kadınlar, başta okuma yazma öğrenmek olmak üzere, seçkin muhitlerde iş bulmalarına yarayacak, olabildiğince düzgün davranışlar ve beceriler edinebilecekleri şekilde eğitiliyorlardı. Toplumun belli bir kesimine göre makbul kabul edilmeseler de, kendi içlerinde bir düzenleri ve sadece onların anlamlandırabildiğı sıkı bağları vardı Umut Evi sakinlerinin. Orada kalan.pek çok kadın gibi eski bir hayat kadını olduğu düşünülen Alison da, girdiği ortamlarda mevkiine uygun görülen muameleye maruz kalıyordu her fırsatta. Bu zor şartlarda, dikkat cekmeden hayatta kalmak için mücadele eden Alison’u en çok tedirgin eden kişiyse, yıllar önce bir kez karşılaştığı, Wakefield Markisi Tristan Romeo Talbot’tu. İri cüssesi, buz mavisi gözleri ve insanı yaz sıcağında içten içe dondurabilecek kadar sert ve keskin bakışlarıyla,
Bahar KokusuRita Hunter · Epsilon Yayınevi · 2019160 okunma
Reklam
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 11:55
(arkakapakyazısı) “Yayımlandığı dönemde büyük ilgi gören ve sevilerek okunan Genç Kız Kalbi, İstanbul’a akrabalarını ziyarete gelen genç bir kızın günlüğünden aktarılan sayfalardan oluşur. Olayların merkezinde, platonik bir aşkın yer aldığı romanda, Pervin’in aşk ve evlilik konusundaki düşünceleri anlatılırken, Mehmet Rauf kadın erkek eşitliği, birey ve toplum eğitiminin önemiyle ilgili görüşlerini ve seçkin görünen zümrenin sürdürdüğü hayata dair eleştirilerini de dile getirir. Akıcı bir üslupla kaleme alınan Genç Kız Kalbi’nde, kahramanın iç dünyasında yaşadığı gelgitler, arayışlar ile sevinç, üzüntü, umut gibi duyguların dikkat çekici bir gerçekçilikle ifadesi Mehmet Rauf’un derin gözlem gücünü ortaya koyar.” Pervin’in büyük umutlarla geldiği İstanbul’da gözlemlediklerini yazdığı günlüklerle anlatılıyor tüm olaylar ile genç kızın bunlarla ilgili duygu ve düşünceleri. Yetiştirilme tarzı ile toplumun beklentilerinin uyuşmamasının yarattığı ikilem, kadının toplumsal kurallarla kısıtlanan hareket alanı ve baskıcı bir babanın egemenliği altında yaşayan bir ailenin rutini anlatılıyor genç kızın ağzından. Ailesinde ve amcasının ailesinde gözlemledigi farklı ilişki dinamiklerini, kadın erkek ilişkilerinde, kadının seçim hakkının olmamasının sonuçlarını ve İstanbul’da tanışıp fikirleriyle kalbini kazanan genç bir şairle ilgili umutlarını da öğreniyoruz bu günlükten. Aslında, çok basite indirgemiş gibi olmak istemiyorum ama, günümüz tabiriyle bu bir,“hayaller ve hayatlar” öyküsüydü diyebilirim kısaca. Toplumsal hayatla ilgili en çarpıcı tespitlerinden biri de, kişisel olarak fikirlerimiz ne yönde olursa olsun, bir noktada, toplumun dayatmalarına uyum sağlamak zorunda kalmanın yarattığı hayal kırıklığıydı kanımca. Toplumdaki aile ve kadın erkek ilişkileri ile ilgili yerinde
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 20:00
Davis Ailesi, Louisiana’nın Breaux Bridge kasabasında yaşıyordu. Birbirini iyi tanıyan insanlarıyla, komşuluk ilişkilerinin sıkı olduğu küçük ve sakin bir kasabaydı burası. Ta ki bir gün, kasaba sakinlerinden onbeş yaşındaki altı genç kız kaybolup da ölü ya da diri olarak hiç bir yerde bulunamayınca, kasaba halkının bu huzurlu günleri de sona ermiş oldu. Chloe Davis, bu olaylar olduğunda12 yaşındaydı. Ve hayatı, babasının küçük kasabalarındaki bu kızların kaybolmasından sorumlu olduğunun ortaya çıkmasıyla değişmişti. Babası hapse girmiş, Annesi fiziksel olarak var olsa da, psikolojik olarak kendini kaybetmişti. Komşuları ve çevrelerindeki herkes onlara sırtını dönmüş, tehditler almaya başlamışlardı. Annelerinin desteği de olmadığı için, Chloe ve abisi Cooper, tek başlarına mücadele etmek zorunda kalmışlardı bu zor durumla. Bu olayların üzerinden geçen yirmi yılda Chloe bir psikiyatr olarak çalışıyor, kendisini çok seven nişanlısı Daniel’le evlilik hazırlıkları yapıyordu. Aynı şehirde oturan Abisi Cooper’la ara ara görüşüyor, bir bakımevinde kalan Annesini sırayla ziyaret ediyorlardı. Babaları ise hala hapisteydi. Çocukken yaşadıklarını atlatmak, hayatlarına olabildiğince sağlıklı bir şekilde devam etmek çok zor olmuştu iki kardeş için de. Medyanın ilgisi, kasaba halkının, kızını kaybeden ailelerin tepkileri, kaybolan kızları tanımaları – hatta bazılarıyla oldukça yakın olmaları, derin izler bırakmıştı psikolojilerinde. Büyüme çağlarındaki ve yetişkinlik hayatlarındaki normal ilişkileri ile karşı cinsle olan ilişkileri, bu dönemin etkileriyle şekillenmişti. Kendilerine ve çevrelerine olan güvensizlikleriyle bu konularda hep üç adım geride durarak baş edebilmişlerdi şimdiye dek. Daha önceki tecrübelerini düşününce de, Chloe’nin Daniel’la evlilik aşamasına gelen bir
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026186 okunma
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:55
Mina, deniz kenarındaki küçük köyünde, büyükannesinden dinlediği hikayelerle büyümüştü. En çok da Deniz Tanrısı’nın adını duymuştu ondan. Çünkü, tanrıların en güçlüsü ve halkının koruyucusuydu Deniz Tanrısı, yeryüzündeki dostu imparatorlarıyla birlikte. Ama bir gün, birdenbire, insanlara sırtını dönmüş; fırtına, yangın ve bilumum felaketlerle baş başa bırakmıştı onları. Sebebini bilmedikleri bu durumu düzeltmek isteyen halk da, her yıl, fırtınaların çoğaldığı dönemde, o yörenin on sekiz yaşını dolduran en güzel kızını, Deniz Tanrısı’na gelin olarak göndermişlerdi. Hiçbiri de geri dönmemişti o günden sonra üstelik. Mina onaltı yaşındaydı. O yil, yüzüncü kez gelin olarak denize gönderilecek kız da Shim Cheong’du. Shim, gerçekten çok güzeldi. Ve Mina’nin abisi Joon’un da biricik aşkıydı. Bu nedenle de, abisinin Shim’in gidişinden duyacağı üzüntünün önüne geçmeyi planlamıştı genç kız. Her şey hazırlanıp da, tam Shim denize atılacakken, gelini almaya gelen ejderhanın önüne atlamış ve kendisini almasını talep etmişti Mina. Ejderha da kabul ederek indirmişti O’nu denizin altına. Hem abisinin mutluluğunu sağlamak hem de Deniz Tanrısı’nın başına ne geldiğini öğrenmek için elinden geleni yapmayı planlamıştı. Denizin altına indiğinde gördükleri ve yaşadıkları şaşkına çevirmişti genç kızı. Çünkü, aşağıda hiç ummadığı sürprizler bekliyordu kendisini. Rakip haneler, kötücül lordlar, canavarlar, tanrılar ve en önemlisi de, hiç birşeyle ya da hiçbir kimseyle ilgilenmeyen, kendi halinde yaşayan bir Deniz Tanrısı ile karşılaşmayı ummuyordu tabii ki. Amma, gördüğü ve yaşadığı hiçbir olumsuzluğa, haksızlığa kayıtsız kalmayan korkusuz kızımız Mina, köşesine çekilmedi. Yeni tanıştığı Lotus Hanesi Lordu Shin, Shin’in savaşçılarından Kirin, Namgi, Nari ve insandan tayfa dönüşmüş Maske, Dai ve
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023844 okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 15:04
Dedektif Robert Hunter, fotografik hafızası, deha denebilecek zekası ile çoğu kimsenin fark etmediği detayları yakalayabilen, genellikle doğru çıkan güçlü içgüdüleri ile de bu özelliklerini destekleyen başarılı bir polisti. Amiri Başkomiser Bolter ve birlikte çalıştığı diğer polisler, bu nedenle kendisinin görüşlerine ve gözlemlerine oldukça güvenirlerdi. Son vakası da, kaçırılıp işkence görmüş, kimliği belirsiz, genç bir kadının cinayetiydi. Eski ortağı Scott ve karısı bir tekne kazasında öldüğü için, yeni ortağı Garcia ile birlikte çalışıyorlardı bu vakada. Genç kadının başına gelenler oldukça korkunçtu. Ama, asıl bomba daha sonra patladı. Bu vakanın, Hunter ve eski ortağının iki yıl önce suçluyu yakalayıp kapattıkları bir dosyadaki katilin işi olduğu ortaya çıkacaktı çünkü. Üstelik de,o zamanlar yakaladıkları ve herkesin ‘Haçlı Katili’ olarak  tanıdığı bu katil, idam edilmişti. İlk cinayetlerde olduğu gibi katil Hunter’ı telefonla arıyor, metalik sesiyle, yapacaklarını anlatıyor ya da işleyeceği – işlediği cinayetlerle ilgili ipuçlarını veriyordu dedektife. Cinayetleri yine vahşice ve kurbanlarına maksimum acıyı çektirecek şekilde işleyen katil, polisten hep bir adım önde gidiyor ve kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyordu tabiri caizse. İlk davada olduğu gibi ardında hiç iz bırakmıyordu ki, bu da, işlerini çok zorlaştırıyordu doğal olarak. Çünkü, ilk davada da katilin kurbanları arasında bir bağ kuramadıkları, cinayet nedenini de belirleyemedikleri için, katilin kimliğine ulaşamamışlar, yakaladıkları kişiyi de, tesadüfler sayesinde ele geçirmişlerdi. Kurbanlara yapılanların vahşeti ve katilin kendince belirlediği amacına ulaşıp ortadan kaybolabileceği düşüncesi ile Hunter ve Garcia için bir takıntı haline gelmişti bu dosya. Fiziksel ve psikolojik sağlıklarını
Haçlı KatilChris Carter · Pegasus Yayınları · 2014618 okunma
Reklam