Nal sesleri, yavaşça beyaz yol boyunca yükselir, Giovanni Drogo kaleye dönmektedir. Evet, Drogo'dur bu ilerleyen, şimdi daha yakında olduğu için kolayca seçilmekte, yüzünde hiçbir özel hüzün belirtisi görülmemektedir. İsyan etmemiş, istifasını vermemiş, bu haksızlığı hiç ses etmeden kabullenmiş, her zamanki görevine dõnmektedir. Hatta, ruhunun derinliklerinde, yaşamında büyük değişikliklerin böylece bertaraf edilmiş olmasından ve eski alışkanlıklarına aynen kavuşmaktan doğan utangaç bir hoşnutluk bile vardır. Dahası, yine Drogo, uzun vadede müthiş bir intikam almayı düşünmekte, önünde sonsuz bir zaman süresi olduguna inanmaktadır, böylece gündelik yaşam için verilen bayağı mücadeleden vazgeçmiştir. Tum hesapların cömertçe verileceği günün geleceğini düşünmektedir.
Başlangıçta hep böyledir. Yeni gelenler kazanır. Herkes için durum aynıdır, insan gerçekten güçlü olduğunu zanneder ama bu yalnızca yeni gelmiş olmanın yarattığı bir durumdur, sonunda diğerleri de sisteminizi öğrenir ve günün birinde bakarsınız hiçbir şey yapamıyorsunuz.
Neden Drogo aniden biraz ıslık çalma, şarap içme, açık havaya çıkma arzusu duyuyordu? Belki de kendi kendisine gerçekten özgür ve sakin olduğunu kanıtlamak için...