Her gün yeni baştan yaşamak mümkün olacak mı dersin? Bir gün öncesine korkak bir bezirgânlıkla sarılmadan yaşayabilecek miyiz? Yoksa, yarından korktuğumuz için düne köle gibi baglanacak mıyız? Yaşarsak göreceğiz Olric. Yaşamaktan korkmazsak göreceğiz. Ve bu dünyaya göstereceğiz. Onlar göremese de göstereceğiz. Gösterdiğimizi bileceğiz.
Olric:Kendi güzelliklerini de -eğer bir güzellikleri varsa- unutacaklardır. Yalnız sizin içinizde yaşayacaklardır: Bunu bilmedikleri için de yaşadıklarını da bilmeyeceklerdir. Alışkanlıktan başka bir sey bilmedikleri için, sizin de yokluğunuza alışacaklardır.
Turgut Özben: Anlıyorum Olric. Neden daha önce söylemedin bana?
Olric: O zaman yaşayamazdınız. Siz her şeyi yaşamalısınız efendimiz, bütün güzellikleri gõrmelisiniz. İçinde en küçük güzellik olan bir șeyi bile tanımalısınız. Siz ne yaparsanız olur, efendimiz.
Turgut Özben: Beni şımartıyorsun Olric.
Olric: Zararı yok efendimiz: çünkü artık sizi kimse şımartmayacak.
Turgut Özben: Beni korkutuyorsun Olric.
Olric: Siz istemeyeceksiniz efendimiz. Güzellikleri kendiniz bulup çıkaracaksınız artık.
Turgut Özben: Selim'in ölümünden de çıkarabilecek miyim?
Olric: Çıkaracaksınız efendimiz.
Ucuz geçmişimi nasıl inkar edeceğim? Son aylarda kurmuş olduğum Yumuşakçalar Krallığının nimetlerini nasıl terkedeceğim? Yas yakışır Turgut Özben'e diyerek gülünç karalar mı giyecegim? Oysa ne şenlikler yapıldı onun ölümünden sonra ne ihanetler yaşandı. Günahlarımın ağırlığına dayanamıyorum Olric. Neden beni uyarmadın? Buna hakkım yoktu efendimiz. Öyle güzel gürlüyordunuz ki. Size kapılmamaya imkân yoktu. Çevrenizdeki bütün sahtelikleri öyle güzel aydınlatıyordunuz ki, bir daha göremeyecekler sizin gibi devi efendimiz.
Onların küçük yaşantılarının içinde ben de küçülmedim mi Olric? Ucuzluk bana da bulaşmadı mı? Hayır efendimiz. Öyle içten yaşadınız ki. Bu kısa süren aydınlıktan yararlanamayacaklar ne yazık ki. Acıtmayan karanlıklarına dönecekler.
Selim ne yaptı? Hep düşündü mü? Bunu öğrenmeliyiz. Ölmüş, çürümüş, soluk, yarısı kaybolmuş hayalleri; kenarları sararmış, eksik, kopuk, silik, dağılmış, iplerle tutturulmuș hatıraları; dosyaların, rafların, hafızaların köşesinde kalmış yașantıları bulup çıkarmalıyım: tozlarını silkelemeliyim. Daha düne kadar başka bir yaşantı sürdüren ben. Ölümden kaçarken ölümün kucağına düşen ben, ucuz yaşantıların asıl kahramanı, ucuz șövalye romanlarının nesli tükenmiş son temsilcisi ben, bunu nasıl yapacağım?
Ölümü bilerek yaşamak istiyorum Olric. Yaşamanın anlamını bilmek için, ölümün anlamının karanlıkta kalmasını istemiyorum. Bütün ayrıntıları henüz bilmiyorum.