Sen öldün; ben de koridorlarda, anlamsız bekleyişlerin içinde ölüyorum. Gerçekten oldün mü Selim? Bu yalnızlık dolu koca dünyada bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gittin mi? Bat dünya bat! Talih! İki gözün kör olsun da piyango bileti sat! Midem yanıyor: içkiden kurtarlacak ilk mide. Yangından kurtarılacak ilk mide. Benim midem. Benim kalbim.
Aslında, kimse, kafasındaki hayallerle kimseyi bir yere götüremez kardeşim Selim! Belki biz, seninle ben, kafamızdaki hürriyetle bir yerlere gidebilirdik. Giderdik de! İstediğimiz zaman kaçardık sınıftan. Yangın çıkmasını beklemezdik.
"Ben kumarı efendice oynatırım. Sende buna dayanacak yürek var mı?"
Asilzadeler, bu ülkenin soylu fidanlarıdır. Orada, güneşin altında kuruyarak çürüdüklerini düşündükçe içim bulanıyor. Korkuyorum Olric. Bu lânetin üzerime bulaşmasından korkuyorum. Soytarım nerede? Gözdelerimi, silahşörlerimi çağırmaktan korkuyorum. Ya birdenbire pis kılıklı, ter kokan serseriler içeri dolup da beni öldürmeye kalkarlarsa?
Ordunuzun başında bulunsaydınız söylentilere yer kalmazdı efendimiz.
Bu sıcakta mı Olric?