• Geçmişte yaşamış olan alimlere (veya mezheplere) tabi olmayı yersiz bulup, doğrudan Kur'an ve sünnete bağlanmayı tavsiye edenler, kitap ve konferansları ile ortaya çıkıp insanları kendilerine çağırarak aslında kendi işlerinde çelişkiye düşmektedirler
  • Hayatta ne kadar gül dikeni varsa o kadar da paradoks vardır.
  • Zengin olmanın sırrı, bol bol para verip ertesi günü iflas ediyormuş gibi satmaktadır. Çekingenleri korkutan bir paradoks benim servetimin sırrıdır.
    Giovanni Papini
    Sayfa 8 - Henry Ford
  • NİSAN AYINDA OKUDUKLARIM
    📚Kuzuların Sessizliği 5/5⭐✔
    📚Geri dönenler 2/5⭐✔
    📚Emre ile emmare 5/5⭐✔
    📚otobüstekiler 2/5⭐✔
    📚Eve dönüş 5/5⭐⭐✔
    📚 sonsuz avengers 5/5⭐✔
    📚zaman çarpması 4/5⭐✔
    📚hava uyanıyor 5/5⭐⭐✔
    📚Ayçöreği 5/5⭐✔
    📚yabancı 5/5⭐✔
    📚cadı avcısı 5/5⭐
    📚Bulantı
    📚pupa 1 3/5⭐
    📚claymore cilt-1 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-2 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-3 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-4 4/5⭐⭐
    📚claymore cilt-5 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-6 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-7 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-8 4/5⭐⭐
    📚claymore cilt-9 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-10 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-11 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-12 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-13 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-14 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-15 5/5⭐⭐
    📚claymore cilt-16 5/5⭐⭐
    📚black paradoks 5/5⭐⭐
  • AYBARS YANIK:

    “Süper-kahramanlar, bunu ‘popülistler’ diye de okuyabiliriz, kendilerini karar verilemez olanın kararını vermeye adar, bunu yaparken de eşitsiz, adaletsiz, düzensiz, yoz bir duruma atıfla onun üzerinde yükselir ve çok daha önemlisi, meşruluklarını verili bir bozulmadan türetirler. Dolayısıyla, günümüzde otoriter siyaset diye adlandırılan siyasetin bir boyutunu da gösteren bir paradoks, onları popülistlerle birlikte kavramamıza imkan verir: “Ben varım çünkü kaos var ve beni tanımlayan ve cazip kılan kaos ise, o hep sürmelidir ki ben de hep var kalabileyim.”

    “Popülizm, şu sıra sıklıkla iddia edildiği gibi, başlı başına, demokratik değerleri erozyona uğratan bir ‘ideoloji’ olarak kavranamaz. Popülizm, popülist politika kavrayışı, yaşadığımız tüm toplumsal/politik sorunların nedeni değil, söz konusu sorunların çoğunlukla sonucudur.”

    ÖZLEM ALBAYRAK:

    “Popülizm sadece kriz sonucu işsizliğin artması nedeniyle değil, sağdan ve soldan birbirinin aynısı haline gelen merkez partilerin alternatifsizlik ısrarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Popülist ekonomi politikalarını engelleme amaçlı kurulan neoliberal ekonomik mimari, şimdi liberal demokrasiye tehdit olarak görülen aşırı sağcı popülist partileri pek çok ülkede yükseltmiş, bazı ülkelerde iktidara dahi taşımıştır.”

    “Liberal temsili demokrasi kitlesel meşruiyetini halkların büyük mücadeleleri sonucunda, egemenliği seçimler aracılığıyla halka aktarmasından almaktadır. Ülke meseleleri bir avuç soylunun eline bırakılmaz denmiştir. Neoliberalizm, liberal temsili demokrasinin bu vaadini 80 sonrasında ekonomiyi uzmanlara, teknokratlara terk ederek bırakmış ve tekrar elitizmi hortlatmıştır. Bir bilen, tek doğru budur dediğinde alternatiflere kapı kapatılmakta, ancak merkezde kapılar kapatılırken ortaya çıkan meşruiyet krizi, sistemi tehdit eden aşırı sağcı, yabancı düşmanı, Trump örneğinde olduğu gibi çalışanların, alt gelir gruplarının değil, zenginlerin taleplerini yerine getirenlere kapı açmaktadır. Aşırı sağdan ürken ama neoliberalizmin yarattığı tıkanıklığın da farkında olan bazı isim ve kesimler ise hem ekonomik krizin hem de siyasi meşruiyet krizinin yeni bir Keynesyen sol popülizmce kurtarılmasını önermektedir.”

    TEZCAN DURNA:

    “Gazetecilik bir anlatı sanatıdır. Bu anlatı, her zaman hakikate yaslanır ve bu hakikat iddiasını güçlendirmek için başka iddiaları desteğe çağırır. Bu kimi zaman, halkı bilgilendirmek, kimi zamansa milli çıkarlara hizmet etmek olabilir. Bu hakikate destek çıkan iddiaların her biri, kısmi bir gerçekliği çağırır, ancak hiçbir zaman gerçeğin kendisi değildir. Gazetecilik mesleği bizatihi kısmi gerçekliği hakikatin ta kendisi olarak sunma sanatıdır.”

    “Popülizm her soruna kestirme ve dolaysız çözüm önerileri getirir. Getirilen çözüm önerileri genellikle rasyonel değil, duygusal ve hınçla reaksiyonel olarak geliştirilir. Örneğin işsizlik ekonominin yolunda gitmemesinden değil, göçmenlerden/mültecilerden kaynaklıdır. Hırsızlık, fuhuş, yozlaşma otantik kültürümüzün ve geleneklerimizin yozlaşması, ahlaki çöküntü de keza aynı şekilde yabancı kaynaklıdır. “Bizim gibi olmayanlar” aramıza karıştığı anda, değerlerimizi altüst edebilir. Ancak popülizmin bu irrasyonel diyebileceğimiz çıkışlarının, neoliberal rasyonalite tarafından rasyonalize edildiğini de unutmamak gerekir. Ayrıca popülizmin işsizlik, verimlilik, eşitsizlik gibi konulardaki irrasyonel denebilecek çıkışları da neoliberalizmin ekonomik rasyonalizmini destekleyecek türde çıkışlardır. Zira Brown’un da işaret ettiği gibi “asıl mesele, neoliberal rasyonalitenin piyasa modelini tüm saha ve faaliyetlere -paranın mevzu olmadığı bölgelere dahi- dağıtıp insanları en ince ayrıntısına kadar piyasa aktörleri biçiminde, her zaman her yerde sadece homo economicus olarak yapılandırıyor olmasıdır” (2018, s. 37). Böylece insanlar, ekonomik temelli olmayan duygu durumlarını bile ekonomik rasyonalite içinde değerlendirmeye başlamışlardır. Hınç, kin, nefret, aşk, sevgi, merhamet gibi ekonomiden ziyade duygu durumlarına işaret eden haller bile ekonomikleştirilip tepkiler bu düzlemde şekillenmektedir. Bu nedenle işsizliğin yarattığı yoksunluk, yoksulluk ve bunun yol açtığı duygusal reaksiyonlar, kolaylıkla bir homo economicus’un reaksiyonları olarak karşımıza çıkabilmektedir.”

    “Tacizciler, tecavüzcüler, kadın katilleri, pedofililer, hayvan tecavüzcüleri/katilleri önce otoriter popülist siyasetçinin dilinde, sonra da onu destekleyen ya da desteklemeyen güruhların/kitlelerin performansında katli vacip canavarlara dönüşür. Medya bu temaşayı büyütür, kitlesel ya da popüler bir talebe dönüştürür. Medyanın popüler talep olarak çoğalttığı bu seslerin içinde katlin/ idamın hukuka uygun bir düzlemde tartışılması artık olanaksız hale gelir. Artık medya bu noktadan sonra demokrasinin garantörü olmak şöyle dursun, demokrasinin ve hukukun bizzat katiline dönüşür.”

    “Halk (popülistin halkı) karşısına yozlaşmış elitleri, halka yabancı ‘entelleri’ koyarak kendi meşruiyetini sağlar. Bu bağlamda muhafazakar popülistin retoriğini güçlendiren en önemli unsurlardan birisi de anti-entelektüel tavır alışıdır. Bu nedenle otoriter popülist ve onun destekçileri halkın cahilliğine övgüler düzebilir. Halkın cahil oluşu elbette onun hiçbir şey bilmez olduğu anlamına gelmez bu retorikte. Halk cahildir ancak muhafazakar popülist halka muğlak bir sağduyu atfeder. Bu sağduyu, popülistin retoriği krize girdiği anlarda yardıma çağrılır.”
  • Eduardo Galeano'nun yaşamından kesitler, Latin Amerika'dan ve özellikle Uruguay'dan kesitler var.. özlemin acısı var, bağlarından koparılmanın acısı, yeniden kavuşmanın buruk mutluluğu var.. Düzensizliğin düzenine eleştiri, yaratılmaya çalışılan kalıplarla dalga geçme var.
    Çok zekisin be adam iyi ki gelmişsin bu dünyaya.. İyi ki buluşmuş satırların benimle..
    Huzurla uyu..

    İnsan neden yazı yazar, benliğinin bölük pörçük parçalarını birleştirmek için değilse?... Ama Colombia kıyılarının balıkçıları etik ve ahlak konularında doktora yapmış olsalar gerek ki doğruyu söyleyen dili betimlemek için 'sentipensante', yani, hissederek düşünme, deyimini yaratmışlar. #(Gönülle Beynin evliliğine övgü)
    Çelişki, tarihin akciğeriyse bana öyle geliyor ki paradoks da tarihin bizimle dalga geçmek için tuttuğu aynadır. .... 'Sen sinirli görünüyorsun,' der histeri hastası. Aşık, 'Senden nefret ediyorum,' der, Ekonomi bakanı, 'Devalüasyon olmayacak,' der, devalüasyon arifesinde..... #(Paradokslar)
    #Düzen, #Geleceğin Gelenekleri, # Terör Kültürü, #Televizyon, #Sanatın Saygınlığı, #Güvensizliğe Övgü, #Duvarlar Konuşuyor,
    #İnsan Sesine Övgü (Kitaptaki favori öykülerim)
    Okuyun efendim pişman olmasınız.. Sevgiler..