Bize benzeyenle mi daha uyumlu oluruz yoksa zıttımızla mı? Bu soru o kadar zordur ki her şeye bir cümle kurmuş olan atalarımızın bile kafasını karıştırmıştır.Mesela bir grup ataya göre uyum bir elmanın iki yarısı olmak şeklinde ifade edilir.Karşıt görüşlü atalar ise tam aksine zıt kutupların birbirini çektiği inancına sahiptir.Bu durumda hangi ataya inanmamız gerekir? Yoksa bu paradoks tümüyle kişiye özgü bir mesele midir?
Küçük insanlar, sıradan beyinlerle çevreledim kendimi. Kendi dehamı fütursuzca harcadım, sonsuz bir gençliği boşa harcamak tuhaf bir zevk verdi bana. Tepelerde olmaktan sıkılıp yeni heyecanlar peşinde, bile isteye, en derin çukurlara indim. Düşünce alanında paradoks benim için neyse tutku alanında da sapkınlık oydu. Sonunda arzu bir hastalığa, bir çılgınlığa, belki her ikisine birden dönüştü. Başkalarının yaşamına aldırmaz oldum. Keyfimin istediği yerde gönlümü eğlendirdim, sonra yürüyüp gittim. Sıradan bir gün içinde yapılan her küçük hareketin kişiliği oluşturduğunu ya da çökerttiğini, bu nedenle de insanın gizli odasında yaptıklarını bir gün çatılara çıkıp haykırmak zorunda olduğunu unuttum. "Kendimin efendisi" olmaktan çıktım. Artık "ruhumun reisi" değildim; üstelik bundan habersizdim.
“Kaybettiğin şeylerin yerini doldurması için arayışa girmek en kolayıdır. Yerine koyacağın şeyi aramak bile, kaybettiğin şeyi hatırlatması gibi bir paradoks üretir.”
Ne yazık ki geçen bunca zamana rağmen dünya terörle yolunu ayıramadı. Bir halkın kurtuluş savaşçısının öteki halkın teröristi olduğunu bir türlü öğrenemedi. Bir paradoks, uzlaşmaz bir çelişki.