…”Hayır hayır yansın tutuşsun. Kara sevdaya kapılsın da başına işler gelsin demiyorum. Sevda zaten karadır. Ama ben diyorum ki sevmek bir ifade edinmektir. İfadesiyle sevilesi olur insan. İnsan bir bakışla, bir duruşla birbirinin gönlüne girer. Bir hükme varmak için sanığın ya da şüphelinin ifadesi alınır. Çünkü ifade sözden öte dilin tamamıdır. Boşluklara bakılır. Ki boşluklar önemli. Kendi adıma bir adamın diplomasına, derecesine, notuna, birikimine, servetine değil boşluğuna bakarım. Bardağın boş yanına bakarım yani. İnsanın ne kadar insan kaldığı bence bıraktığı boşluklarından belli olur."
Nazik bir el, pencere önündeki çiçeklere bakırdan bir ibrikle su veriyor. Saksıların her biri farklı miktarda sulanıyor. O soru yine aklına geliyor: Suyunu versen, hiçbir şeyini eksik etmesen de neden tutunamıyor? Bazen olmuyor işte. Tüm benliğinle sevgini, ilgini, özverini versen de büyümüyor, filizlenmiyor. Her gün bir cümleyi bir cümleye eklesen de tam bir metin olmuyor. Ne kadar yürüsen de yol bazen hiçbir şey vermiyor. Yürümek yolun vefası ama yol çoğu zaman bivefa oluyor.