30 Eylül/ 1 Ekim 1963 gecesinde unutmayacağım anlar yaşadım. Kütahya’dan Simav’a gitmek için bindiğim otobüs beni yol üzerinde “ Osman’ın Hanı” denilen yerde bıraktı. Akşam vakti. Şoför, “ Hocam ahan şu yolu takip et kıranı aşınca Pazarları görücen saadıç..” dedi ve otobüs gazlayıp gitti. Yol kenarında Osman’ın hanı’ nın önünde bekliyorum. İki katlı, kerpiç, çamurla sıvanmış bir yapı. Altta kahvehane, üstt yatma yerleri... Han sahibi Osman çıkageldi. Halk arasında adı “ Hancı Osman” mış. “ Hoş geldin saadıç... Ne vaa, nere gidiyon?” diye sordu. Anlattım.
Tarih 14 Eylül 1963 Cumartesi yer Kütahya... 15 günlük eğitim sonunda kura çekimine sıra geldi. Görev yapacağımız okullar kurayla belirlenecekti. Kalbimde bir heyecan, dudaklarımda dualarla torbaya sol elimi sokup kuramı çektim: Simav Pazarlar İlkokulu... Daha önce hiç duymamıştım. Kim bilir nasıl bir yer? Milli eğitim ilgililerine sordum merakla: “Nasıl bir yerleri Pazarlar?” diye. “ Ohooo... Sen çok şanslısın hocam.” dediler.
Bir değişme gibidir azrail-
Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar
O yere o ölü
insan kalabalığında ansız bir boşluk açılmıştır
alın kımıldasın
kalp kıvransın
Gölden ansız bir tabutluk su alınmış gibi
Bütün köy kımıldayacaktır/ göl gibi