“Seni sıkı sıkı tutuyorum, Artax,” diye fısıldadı, “batmana izin vermem.”
Hayvancık bir kez daha hafifçe kişnedi.
“Artık bana yardım edemezsin, sahip. Benim işim tamam. İkimizde burada bizi neyin beklediğini bilmiyorduk. Keder Bataklıkları adını nereden alıyor, biliyoruz şimdi. Beni batmak zorunda kalacak kadar ağırlaştıran şey, keder. Kaçış yok bundan.”
Radyolar, gazeteler, televizyonlar, sinemalar işi gittikçe azıtıyorlar, gün yirmi dört saat, “ özgürlük eşitlik kardeşlik için,” diye durmadan bağırıyorlardı. Bu dünyada her şey karıncaların özgürlüğü içindi. Onlar eşit, bağımsız karıncalardı. Ve karıncaların karınları tok, sırtları pekti. Ve karıncalar sırtlarının pek karınlarının tok olduğunu televizyonlar, radyolar, gazeteler, sinemalar söyledikleri için inanıyorlardı. Fıkara karıncalar mutlu olduklarına da inanıyorlardı. Bu icatlar büyülemişti onları... Bir gün savaş iyidir, diyorlardı televizyonlar, tekmil karıncalar savaşın iyiliğine inanıp, Her karınca kendini savaş tanrısı sanıyordu. Ertesi gün sultanın aklına esiyor, Savaş kötüdür diyorlardı televizyonlar, radyolar, ötekiler, karıncalar bir anda savaş düşmanı kesiliyorlardı, bulaalar savaş tanrısını kıtır kıtır kesecekler.
Biliyorlardı ki, akıl akıldan üstündür ta göğe kadar. Filler çok güçlü yaratıklardır, ama akıl onlardan da çok daha güçlüdür. Küçük karıncaların aklı, büyük tanrısal filleri yenebilmeliydi.