Hakan Arık, bir alıntı ekledi.
47 dk. · Kitabı okuyor

Bütün nefretlerime, isyanlarıma, bütün o geçmiş şeylere rağmen, ben yine bir parça senindim.

Çalıkuşu, Reşat Nuri GüntekinÇalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
Mehmet Y., bir alıntı ekledi.
3 saat önce

Livaneli'nin Kaleminden Cengiz Aytmatov
Cengiz Aytmatov’un ölümü dünyayı sarsmaya devam ediyor. Bu büyük yazarın bıraktığı boşluğu, Nâzım’ın deyimiyle “Kesik bir kol gibi omuz başımızda” hissetmeye başladık bile.

Ne mutlu bana ki onun evrenini bir parça da olsa paylaşma olanağı bulabildim, bilgeliğinin ve dostluğunun tadına varabildim.

Dünyanın her köşesinde birçok hayranı olan bu büyük ve namuslu adamın anısı önünde bir kez daha saygıyla eğilirken, bir noktaya dikkat çekmekte yarar görüyorum.

İki gündür beni yurt dışından ve yurt içinden arayan bütün basın yayın organlarına tekrarladığım bir şey bu.

“Cengiz Aytmatov bir kültür milliyetçisiydi!”

Bu tanımı o kadar önemsiyorum ki tekrar tekrar vurgulamak istiyorum.

Aytmatov kelimenin dar anlamında bir “milliyetçi” olsa, sadece Kırgızistan’a kısılır kalırdı.

Oysa o şunu söyleyebiliyordu:

“Ey insanlar, dağların, denizlerin ardında yaşayan insanlar! Neden savaşıyorsunuz? Toprak mı istiyorsunuz? Hepinizin anasıyım ben. Ve sizler benim önümde eşitsiniz. Kavgalarınızı değil, çalışmalarınızı, dostluğunuzu istiyorum ben.”

Bütün insanlığa seslenen bir yazar olduğu için sesi her yerde yankılandı.

Ama bu politik tavra rağmen, bir “kültür milliyetçisi” idi o.

Peki ne demektir kültür milliyetçiliği?

Milliyetçilik ideolojisinden farkı nedir?

Bu soruları çok önemsiyorum.

Çünkü zaman zaman gençlerden iyi niyetli sorular geliyor ve “Zülfü abi, insanın vatanını milletini sevmesinin kötü yanı ne?” diye soruyorlar.

İşte sorun da burada.

***


İnsan kitlelerinin iki büyük kutsalı var: Din ve milliyetçilik!

Bu duygular bütün insanlarda ortak olduğu için, istismara, çarpıtmaya, kötüye kullanmaya da çok elverişli.

Bu yüzden tarih boyunca bir sürü politika bezirgânı bu iki kutsal duyguyu sömürerek kitleleri peşlerine taktı ve felaketlere yol açtı.

Milliyetçilikten yola çıkan Hitler’leri, Mussolini’leri hatırlayın.

Din de kutsal bir duygu olarak çok kullanıldı ve o da felaketlere yol açtı.

Yaşar Nuri Öztürk’ün önemli kitabında anlattığı “Allah ile aldatmak” durumundan söz ediyorum.

Cengiz Aytmatov bu iki tuzağa da düşmeyen, dünya insanlarının tümünü seven bir büyük yürekti ama ana diline, kök kültürüne, masallarına, destanlarına da son derece bağlıydı.

Ömrü boyunca içinde yetiştiği Kırgız ovalarının, dağlarının kadim kültürünü yüceltmeye çalıştı.

Aynen Türkçeyi dünyaya taşıyan Nâzım Hikmet gibi, Yaşar Kemal gibi.

İşte kültür milliyetçiliği derken bunu kastediyorum ve bu anlamıyla hepimiz kendi kültürümüzün ve ana dilimizin milliyetçisiyiz.

Hem de kendisine “milliyetçi” sıfatını layık gören birçok kişinin anlayamayacağı, hayal bile edemeyeceği kadar.

Bu milliyetçilik, dünyadaki bütün ana dillere, kültürlere, halkların yarattığı her güzel şeye sahip çıkmayı gerektiriyor.

Düşmanlığın değil dostluğun dilini konuşuyor.

Schiller ve Beethoven’in hayat verdiği biçimiyle “Hepimiz kardeş olacağız!” diyor.

Aytmatov sürekli olarak kök kültürünü yüceltti, onu yetiştiren topraklara borcunu ödemeye çalıştı ve böylece evrensel insan kardeşliğine unutulmayacak katkılarda bulundu.

Dünkü yazımdaki dileğimi bir kez daha tekrar ediyorum:

Yerin uçmak olsun Cengiz Aga.

Zülfü Livaneli

Cengiz Aytmatov (Büyük Boy), Ramazan Korkmaz (Sayfa 127 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı)Cengiz Aytmatov (Büyük Boy), Ramazan Korkmaz (Sayfa 127 - T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı)
Pol Gara, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

... "İmkânı yok!" dedi, "Artık yama tutmaz bu! Yıpranmış! Paçavraya dönmüş!".

Akakiy'in bu ağır sözleri duyunca kalbine bir ağrı saplandı. "Neden tutmasın ki Petroviç? diye söylendi küçük bir çocuk gibi, "sâdece omuzları yıpranmış birazcık. Eminim oraya da yapacak bir yama bulursun sen!"

"Evet, yama yapacak malzemem var. Ama mesele yama değil ki!" diye karşılık verdi Petroviç, "Mesele bunun yamayı artık tutmayacak olmasında! Kumaş haddinden fazla çürümüş. İğneyle dikersin fakat parça parça olur."

"E parçalanırsa sen de daha büyük yamalar yaparsın."

"Temeli olmayan bir şeye nasıl yama yapayım be adam?! Bu kumaş erimiş bitmiş! Örümcek ağı gibi savrulup gidecek bir rüzgarda!"

"N'olur, bir kere daha yamalasan! Biliyorsun, aslında..."

"Hayır hayır, buna yapılacak bir şey kalmamış." diye cevap verdi Petroviç kendinden emin bir şekilde. "Şu şeybir işe yaramaz artık! En iyisi mi kış geldiğinde paspas olarak kullanın siz bunu, zaten çorapların insanı sıcak tuttuğu filan yok. Almanların daha fazla para kazanmak için uydurdukları bir iş işte şu çoraplar!". Petroviç fırsatını bulduğunda Almanlara taş atmaya bayılırdı; "Yâni sizin anlayacağınız yeni bir palto diktirmelisiniz kendinize."

'Yeni' lafını duyunca gözleri karardı ve başı dönmeye başladı Akakiy'in.

Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 30 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)Palto, Nikolay Vasilyeviç Gogol (Sayfa 30 - İnsan Kitap, Klasikler Seçkisi 14, İnsan Yayınları, Çeviri: Nesibe Zeynep Koç, 1. Baskı Ağustos 2016, 2. Baskı Kasım 2017)
Gülşen sönmez, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okuyor

"Bu acayip kaos karanlığında,biz ikimiz!İki müthiş hasret,iki parça can..Ve canımda o ölüm namussuzu..."

Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 4 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)Leylim Leylim, Ahmed Arif (Sayfa 4 - Türkiye iş bankası kültür yayınları)
Apdullah, bir alıntı ekledi.
13 saat önce

Su Yanındaki Parklar
Başlar yalnızlık ve gece,
Önce denizden.
Ya parktayız, ya meyhanede;
Bir parça daha harcarız gençliğimizden.

Görünmez caddeler ışıktan
Görünmez karanlıkta parklar.
Tam içilecek zamanıdır şarabın,
Kadınların en güzel saatidir,
Bir garip hali vardır insanların.

Yosun kokusu, rüzgâr,
Gezinirken duyduğumuz.
Hava sıcak mı sıcak,
Temmuz.

Uzanır kırlara doğru,
Yalnızlığı olan.
Bu saatte sessizlik acıdır,
Gelecektir parka yalnızlığı duyan…

Sonrası Kalır 1, Edip Cansever (Osman Sonant seslendirmesi; https://www.youtube.com/watch?v=0IbH_NItSX0)Sonrası Kalır 1, Edip Cansever (Osman Sonant seslendirmesi; https://www.youtube.com/watch?v=0IbH_NItSX0)
Filosofiam, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Epiktetos’un nasihatinden bir parça
Yaşamınızın zarif bir şekilde davranabileceğiniz bir şölen gibi olduğunu düşünün. Yemekler size ikram edildiğinde, elinizi uzatın ve makul bir parça alın. Eğer yemek yanınızdan geçip giderse, tabağınızda olanla yetinin. Veya yemek henüz size ikram edilmediyse, sabırla sıranızı bekleyin.
Aynı kibar ölçülülük ve minnettarlık tutumunu çocuklarınız, eşleriniz, meslek yaşamınız ve mali işleriniz için de takının. Arzunun, hasedin ve açgözlülüğün hiç gereği yok. Vakti geldiğinde hak ettiğiniz payı alacaksınız

Yaşam Sanatı, Zygmunt BaumanYaşam Sanatı, Zygmunt Bauman

denizin üstünde kalbin erimesi nasıldır bilir misiniz?
yol aldıkça parça parça arkanızda bırakırsınız gülümsemeleri, mutlu anıları , ta ki acı artık nefes almak kadar doğal bir hal alana kadar.
ve sonunda tamamen eridiğinde kalbiniz, denizin tuzunu yaranıza basmaktan başka çareniz kalmaz. oysa susuzluktan ölmemek için denizi içen her insanın sonu gibi bu sadece ölümü daha sancılı yapar.
şairler yalan söylüyor deniz hiç bir acıyı almaz sadece bir serap gibi yalancı bir umut vaad eder.