10/10
·203 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 17:22
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yüksek sesle konuşmak yerine fısıldamayı tercih etmesi. Hikmet Kızıl, kesin hükümler vermek yerine sorular sorduruyor; cevapları ise okurun vicdanına ve hayat tecrübesine bırakıyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca okunup geçilecek bir metin değil, üzerinde durup düşünülmesi gereken bir iç muhasebe alanı sunuyor. Çerağ, adının çağrıştırdığı gibi karanlığa meydan okuyan küçük bir ışık gibi ilerliyor. Her sayfada insanın kendisiyle, hayatla ve anlam arayışıyla kurduğu bağ yeniden hatırlatılıyor. Özellikle sakin, derinlikli ve düşündüren metinlerden hoşlanan okurların kitapta kendilerinden bir parça bulacağına inanıyorum. Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları hikâye anlatır; bazıları ise insanın içine ayna tutar. Çerağ, benim için üçüncü gruba ait eserlerden biri oldu.
ÇerağHikmet Kızıl · Memphis Yayınları · 202512 okunma
9/10
·682 syf.··
2026 1. kitabı
‎Henry James'in 1902'de kaleme aldığı ve bir başyapıt niteliği taşıyan Güvercinin Kanatları, sadece bir dönem romanı değil; aynı zamanda arzunun, çıkarın, masumiyetin ve vicdan azabının karmaşık bir dansıdır. Roman, dış dünyanın parlak salonlarından ziyade, karakterlerin zihinlerinin en tenha köşelerinde geçer. ‎ ‎Kitapta dikkatimi en çok çeken, karakterlerin kendi iç dünyalarıyla olan bu derin bağıydı: "Hayatın kaçınılmaz gürültüsünden olabildiğince uzak durmaya çalışıyor, sırf bu sesi işitebilmek için sessizliğin peşinden koşuyordu." James, Milly Thaele ve çevresindeki karakterleri anlatırken adeta onların zihinlerini bir cerrah titizliğiyle açıp inceliyor. "Bir zihin ancak bu kadar dolu ve içini dolduran şeylerle ancak bu kadar bütünleşmiş olabilirdi" cümlesi, yazarın karakter derinliğindeki ustalığını özetliyor. Milly Thaele karakteri, romanın tam merkezinde, adeta bir ışık kaynağı gibi duruyor. Onun için yapılan "gerçekten de bir güvercindi" benzetmesi, sadece saflığını değil, aynı zamanda bu saflığın dünyevi hırslar karşısındaki savunmasızlığını da temsil ediyor. Ancak bu masumiyet, diğer karakterlerin kurguladığı "kusursuz planların" önündeki en büyük engel haline geliyor. ‎ ‎James, insanların birbirini anlama çabasındaki yetersizliği şu keskin tespitle vuruyor: "Önyargılar iki kişinin arasında oluşabilecek gerçek bağlardan önce devreye giriyor ve onların yerini alıyordu." Bu durum, ilişkilerin neden sıradanlaştığını ve ruhsuzlaştığını çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle kadın ve erkek dünyası arasındaki o aşılmaz duvarı, "Bazı incelikler vardır! ... Ama hayır, siz erkekler hiç anlamıyorsunuz" sitemiyle dile getirmesi, romanın sadece bir dönem draması değil, günümüze de seslenen bir insan ilişkileri çözümlemesi olduğunu gösteriyor. ‎ ‎Roman,
Edebiyat
Güvercinin KanatlarıHenry James · Artemis Yayınları · 2017134 okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:29
Atatürk ile ilgili kitapların kütüphanemde azlığı dikkatimi çekti bu kitabı okuduktan sonra. Atatürk ‘ün fikirlerini oluştururken kimlerden feyz ve esin aldığını bilmek istediğim için kitabı okudum. Tevfik Fikret’ten başlayalım. Çok önemli bir münevver olan Tevfik Fikret Atatürk ‘e batılılaşma noktasında esin kaynağı olmuştur diyebiliriz. Bir şiirinde Tevfik Fikret : Yüklen ne varsa getir bir parça meskenetfiken, ruhu ve idraki besleyen dizelerini söylemiş ,çağının çok ötesinde bir şairdir ve Atatürk'e ilham olmuştur.Kitapta Namık Kemal’in de Musafa Kemal’I etkileyen diğer bir vatan şairi olduğundan bahsediyor fakat bir farkla diyor : Mustafa Kemal Namık Kemal kadar romantik değildi fakat vatan, hürriyet konularında kendisini takip ederdi.Namık Kemal’in : Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yoğ imiş kurtaracak bahtı kara maderini dizelerine Atatürk ‘ten olumlu yanıt gelmiştir. Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, vardır kurtaracak bahtı kara maderini. Atatürk hepimizin bildiği gibi eğitime son derece önem veren bir liderdi ve özellikle okul yıllarındaki tarih öğretemeninden bahsetmiştir kitapta yazılana göre. Tarih bilmeden günü , geleceği yorumlamak mümkün olamayacağından tarihe fazlaca önem vermiştir. Fransız Devriminden esinlenmiş ve Fransız Filozof JJ. Rousseau etkilendiği ve esinlendiği bir diğer kişidir. Ziya Gökalp de etkilendiği bir başka aydındır aralarında nüans açısından bazı belirgin durumlar olsa da Ziya Gökalp Atatürk’ün zihninde yer etmiştir. İncelememi Atatürk’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum: Çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım. Bu sözle Atatürk ‘ün donanımı, bilgisi ve bilgi açlığı kendisine bir kere daha hayran olmamı sağlamıştır.
Atatürk'ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, KitaplarŞerafettin Turan · Türk Tarih Kurumu Yayınları   · 2018502 okunma
Mümin Dede ve Orozkul
Puan vermedi
“Zulüm, göğü kaplayan kara bir tufan olsa da nihayetinde durulmaya mahkumdur. İyilik ise boynu bükük, cılız bir tohum gibi görünse de elbet çatlatacak bir kaya, yeşerecek bir parça toprak bulur." -Mümin Dede ve Orozkul Orozkul romandaki en güçlü figürdür; parası vardır, otoritesi vardır, herkes ondan korkar. Ancak tüm bu dünyevi güce rağmen kısırdır. Mümin Dede fiziksel olarak yaşlı, cılız, herkesin ezip geçtiği, gücü elinde bulunduranların oyuncağı olmuş bir karakterdir. Ancak zayıflığına rağmen onun soyu devam etmektedir (kızları ve torunu vardır). Orozkul, biyolojik olarak kısırdır çünkü kötülük hayat var edemez; o sadece yok eder. Mümin Dede ise zayıflığına rağmen soyunu devam ettirebilmiştir çünkü iyilik ve şefkat hayatın kaynağıdır.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,3bin okunma
Andromedalı
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
ANDROMEDALI Son zamanlarda okuduğum en farklı "karşılaşma" hikayelerinden biri oldu diyebilirim. Oldukça da içine çeken bir kitaptı. Kitabın kapağındaki o gizemli, hafif kozmik enerji beni direkt içine çekti. "Bir Dünya Dışı Karşılaşma" alt başlığı sizi çok fantastik bir yere götürecekmiş gibi hissettirmekte ama sayfalarında ilerledikçe aslında insanın kendi içsel yolculuğuyla evrenin derinlikleri arasındaki o ince çizgide yürümeye başlamaktasınız. ​Özellikle kurgusu gerçekten alışılmışın dışında. Yazarın dili o kadar akıcı ve betimlemeleri o kadar zihnimde canlanır nitelikte ki, bir bakmışım kitabın sonuna gelmişim. Özellikle karakterin evrenle olan o bağı, bizden çok daha büyük bir parçanın parçası olduğumuzu hatırlatmakta en azından benim hissettiğim bu şekildi ​ Hepimiz hayatın karmaşasında kaybolup "sadece bu dünyadan ibaret değiliz" diye düşünmekteyiz zaman zaman... İşte " Andromedalı" tam o boşluğu dolduran, zihni dinlendiren ama bir o kadar da ufuk açan bir rehber gibi. Eğer siz de gerçeklikten biraz uzaklaşıp yıldızların ötesine bir yolculuğa çıkmak isterseniz. Okuyun derim ​ Kitaplığımın en hak ettiği köşesine, yıldız tozu kadar kıymetli bir parça olarak yerleşti bile. Bu derinliği ve ruhu bulanlara, arayanlara da selam olsun. KİTAPLA VE SANATLA KALIN ​#andromedalı #kitapcumhuriyetimileokuyoruz #reklamdeğilöneri
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202368 okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:16
GECE YARISI TRENİ-MATT HAIG-304 sayfa, Hayatınız devam ederken kaçan bir treni yakalamak mümkün mü? Yani hayatınız bir film şeridi gibi aksaydı, hangi sahnede durup (treni durdurup) o anı değiştirmek isterdiniz? Gece Yarısı Treni ;hayatımızı, geçmişimizi, pişmanlıklarımızı, ikinci şansımız var mı? onları sorgulatıyor. Ama bir kuralı var bu yolculuğun… “Geçmişteki halinle asla konuşmayacaksın!” (Bu kural ve geçmişe gitmek bana Kahve Soğumadan Önce serisini hatırlattı…) Gece Yarısı Treni ,geçmişin gölgesinde yaşayan, "keşke"lerin çoğunlukta olduğu bir hayat yaşayan,yaşamında doğru olan şeylere öncelik verip vermediğini sorgulayan herkesin kendinden bir parça bulacağı (ki ben okurken hayatımda ne çok şeyler kaçırmışım dedim ) bir kitap … Gece yarısı treninin amacı geçmişi değiştirmek değil,yaşlanmayı,kayıpları ve kayıp giden geçmişini görüp daha yakından bakmak için arada bir durman ve hayatın nasıl yaşandığını kabullenip muhasebesini yapmaktır. Kitap karakterimiz Wilbur Budd yaşamının büyük bir bölümünü işine adamış,sahibi olduğu kitapçı zincirine odaklanmış,81 yaşına gelmiş,işkolikliği yüzünden büyük aşkı Maggie’yi ve dolayısıyla da hayatını çok ihmal etmiştir.Yıllar sonra bir gece hiç beklemediği birinden gelen telefonla hayatında bir umut ışığı doğmasını beklerken Wilbur gözünü bir ambulansta açar ama maalesef yaşam onu gizemli bir tren yolculuğuna çıkarmıştır.Bu trenle sonun başlangıcına,geçmişine ,hayatının o karanlık ve aynı zamanda da en parlak anlarına doğru ilerlemeye başlar. Ama kural var;geçmişteki Wilbur ile asla konuşmayacak… Wilbur bu yolculukta kurala mı uyacak yoksa her şeye rağmen başka bir hayat yaşamak için raydan mı çıkacak? Siz olsanız tercihiniz ne olurdu???
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202682 okunma
Reklam
Reklam