Simdi inanması zor gelebilir ama ben de o zamanlar bayağı umur vaat ediyordum. Çocukluğumu mükemmellik adına dişlerimi sıkıp her şeyi parça pinçik ederek geçirmiştim. Üç yaşındayken, kasetli öykü kitaplarını anlatıcının küçük hoparlörümden söylediği sözlerle eşleştirerek, kendi kendime okumayı sökmüştüm.
Heceleme yarışmasında diğer öğrencileri ağlattım. Bilimsel çalışmalardan arakladıklarımı, ildeki bilim fuarlarını kazanmaya yetecek kadar basitleştirdim.
Kızmadım. Başkalarının anlayacağı gibi, açıkça göstermezdi ama beni sevdiğini biliyordum. En azından, iyi olmamı isterdi herhalde. Ama aynı zamanda benden pek hoşlanmadığını da biliyordum. Onu tedirgin ediyordum. Ayak bağıydım. Sorun değildi, bu yüzden annemden nefret etmiyordum. Ya da belki ediyordum ama o zamanlar ergendim. Herkesten nefret ediyordum.