Her şeye rağmen Honoré De Balzac gibi olun.
bir zamanlar Honoré De Balzac diye bir çocuk dünyaya gelmiş. Honoré De Balzac’ın annesi ve babasının arasında hiç bir zamana gerçek bir sevgi olmamış. Olmayan aşklarının meyvesi Balzac’a hiç bir zaman yeteri kadar ilgiyi vermemiş, onun yalnızlık hissederek yatılı okulda büyümesine neden olmuşlardı. Balzac büyüdüğünde bir yazar olmak istediğini dile getirmiş ama ailesi onu ciddiye almamış oda inatla uğraşıp hayalinin peşinden koşup bu dünyaya karşı gözlerini bir yazar olarak kapatmış.
Kadın Kefeni. Koptik, Roma Mısır, MS 4. yüzyıl. Louvre Müzesi, Paris.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hitit döneminde vahşi sığır avı motifli altın tabak. Hititlerle yakın bağlara sahip bir Suriye krallığı olan Ugarit’e ait bu altın tabakta, bir kralın savaş arabası ile avlandığı anlar tasvir ediliyor. MÖ 15. ya da 14. yüzyıl, Louvre Müzesi, Paris. C: Dagli Orti/Aurimages "Hitit" adı, modern bilginler tarafından bu dile Hatti Ülkesi'nin resmi dili olarak verildi ve evrensel olarak kabul edildi; ancak kesinlikle yanlıştır. Zira hatilli kelimesi - düzgün bir şekilde, 'Hititçe' - metinlerde tamamen farklı bir dildeki pasajları tanıtmak için kullanılır. Bu keşfedildiğinde, bilginler resmi dilin gerçek adını bulmak için metinleri araştırdılar. Artık dilin gerçek adının Nesa veya Kaneş'in dili olan "Nesite" veya "Nesian" olduğu konusunda genel bir fikir birliği var, ancak buna rağmen "Hitit" adı artık o kadar iyi yerleşmiş durumda ki muhtemelen asla terk edilmeyecek....
Tarih
Yeneceğiz ! Çünkü insanlar mutluluğu özlüyor, bir elin sıcaklığını, dostluğu, hayata güvenmenin tadını arıyorlar. İlya Ehrenburg / Paris Düşerken
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM Al Yazmalım dediği Asya köylü kızıydı Sevgi neydi dediler, sevileni bilmekti Selvi Boylum İlyas'ın gönlündeki sızıydı İyilikti, dostluktu, sevgi zaten emekti Başlayacak bir aşka kader ağını ördü Kamyon şoförü İlyas, köyündeki barajda Al yazmalı Asya'yı işte orada gördü Doludizgin bir sevda başladı o virajda Çok fazla konuşmadan susarak anlaştılar “Elinden tutuversem, benimle gelir mi?” der Bir aşka yelken açıp limana yanaştılar Sevdasını dağlara ilan etmeye gider
Doğuran Dağ
Doğum sancılarıyla kıvranıyordu dağ, yer gök inlemektedir. Herkes koşuyordu bu uğultuya: "Bu dağ Paris'ten daha büyük bir şehir doğuracak", diyordu. Dağsa doğura doğura bir fare doğurdu. Bu masalın konusu yalandır, ama manası gerçektir. Bu masal ne zaman gelse aklıma gözümün önüne bir şairi getirir: O, "Ben öyle bir şiir yazacağım ki, der, mısralarında devler harbedecekler." Yani bol bol vaadeder, fakat ne çıkar çıka çıka: hava. La Fontaine'den Masallar, Nazım Hikmet çevirisi