Bir yandan Şevket Süreyya Aydemir'in otobiyografisini okurken bir yandan da Osmanlı imparatorluğu'nun son yıllarına, 1. Dünya Savaşı'ndan Rus İhtilali'ne, Kurtuluş Savaşı ve inkilaplardan 2. Dünya Savaşı'na tanıklık eden birinci gözden ülkenin ve dünyanın durumunu öğreniyoruz. Resmi tarihin yanısıra, o dönemlerde yaşamış insanların yazdığı bu nadir tarih kitapları çok değerli. Aydemir, Turancılık akımıyla çıktığı bu kendini bulma yolculuğunda, Kafkaslar'da, Sovyetler'de, Ankara'da İttihatçılar'dan Stalin'e, Nazım'dan Atatürk'e, Yakup Kadri'den inkılapların adını bildigimiz bilmediğimiz pek çok mimarina yollarının nasıl çakıştığını da anlatıyor ve suyu aramak metaforuyla kendini bulma hikayesini cesurca paylaşıyor. Bence 1880-1950 arası dönem tarihini okumak isteyenler için çok önemli bir eser.