Güzel olan Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak Erimek yarını olmayan zamanlarda Durdurmak bir yerde bütün saatleri Bütün kuralları kırıp parçalamak Sonra varmak o yerlere Mevsimlere dur demek Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere Delicesine içmek Ve unutabilmek her şeyi ansızın Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak Güzel olan Sevmek seni Tanrılar gibi Seninle Tanrılaşmak... Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin Ne bu şehir kalacak Ne bu duygusuz sürü Bu korkunç kalabalık Her vapur seni getirecek bana Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim Kapılar sana açılacak Senin için söylenecek şarkılar Şiirler senin için yazılacak Her evde bir resmin Her meydanda bir heykelin olacak Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
Part 2 - İslam'ın Arefesi
"Her şey ancak bu kadar kötü olabilir!" dedirtecek türden bir karanlığın ortasındayız. İmparatorluk, tarihçilerin deyimiyle "0. Dünya Savaşı" diyebileceğimiz bir savaşın tam ortasına düşmüştü. 602 yılında Sasanilerle başlayan ve 26 yıl boyunca Mezopotamya’dan Anadolu’ya kadae uzanan bu korkunç savaş, kadim iki süper gücü birbirinin gırtlağına sarılmış bir şekilde uçuruma sürüklüyordu. ​Persler, Romalıları art arda ağır yenilgilere uğratmıştı. 614 yılında Kudüs'e girdiklerinde sadece altın değil, Hristiyan dünyasının kalbini de söküp aldılar; Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan, Roma’nın en büyük manevi dayanağı olan "Gerçek Haç"ı ve kutsal emanetleri çalıp kendi topraklarına kaçırdılar. 619’da Mısır’ın tahıl depoları Perslerin eline geçmiş, 622’ye gelindiğinde ise Persler Konstantinopolis’in karşı yakasına, Kadıköy'e kadar işgal etmişlerdi. Surlara ise Avarlar dayanmıştı. Şehrin içinde tam bir kıyamet havası hakimdi. Roma’nın cenaze marşını çalıyordu. Slavlar Trakya’yı yağmalıyor, Avarlar surları kuşatıyor, Persler ise boğazın karşısına geçmeye çalışıyorlardı... Roma’nın sonu gelmişti. ​Peki durum gerçekten bu kadar vahim miydi? Dışarıdan bakıldığında evetti ama iyi bir göz önemli bir ayrıntıyı fark edecektir, fark etti de. Aslında bakılırsa Persler ülkelerinden uzaklaşarak ilk kumarı oynamıştı. Pers ordusu, başkentlerinden binlerce kilometre uzaktaydı ve bu ikmal hattı, bir ağdaki en zayıf bağlantı gibi kırılgandı. Ve en önemlisi Romalıların müthiş bir avantajı vardı: Donanma Gücü. Sasanilerin bir tane bile gemisi yoktu. Onlar karanın efendisiydi, ancak denizler hala Roma’nındı. ​Herakleios, patrikle anlaşıp kilisenin altınlarını, hatta meydandaki heykelleri bile eritip para bastı. Paraların üzerine "DEUS ADIUTA ROMANIS" yani "Tanrım, Romalılara yardım et"
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Part 1 - İslam Fetihlerinin Öncesinde Akdeniz'in Dönüşümü
Her şey, Romalıların doğal sınırlarına ulaşmasıyla başladı. Fetihler durduğunda uzun, 180 yıllık savaşsız bir "Pax Romana" (Roma Barışı) dönemi yaşandı. Ancak sorun şu ki, Roma'nın zenginliği ganimet ve yağma üzerine kurulu bir sistemle işliyordu. Yeni para akışı durduğu için bu refah dönemini, bitmek bilmeyen krizler, enflasyonlar ve iç savaşlar takip etti. 3. yüzyıl krizi denilen bu dönemde sayısız general başa geçti ve devrildi. Tüm bunların üstüne doğudan, Karadeniz'in kuzeyinden Hunların da baskısıyla Cermen kavimleri batıya akın akın gelmeye başladı. Aslında bu Cermen akınları yeni değildi; Roma asırlardır Cermenlerle savaşıyor, onları asimile edip yavaş yavaş kendi bünyesine katıyordu. Fakat bu sefer arkalarında Hunların itici gücüyle devasa sayılarda geldiler. Doğal olarak imparatorluk, bu barbar dalgasını öncekiler gibi absorbe edemedi. ​Roma'nın sınırları, barbar akınlarını tek bir merkezden yönetilemeyecek kadar devasaydı. İşte bu yüzden sınırların iki merkezden yönetilmesine karar verildi ve 395 yılında imparatorluk kalıcı olarak ikiye bölündü. Aslında bu bölünme yeni bir olay değildi; Roma zaten yüzyıllardır 2'ye, 4'e ve 6'ya bilinçli ve kontrollü şekilde bölünüyor, eş imparatorlar tarafından ortaklaşa yönetiliyordu. 395'teki bölünmenin farkı, bunun kalıcı olması ve bir daha geri birleşememesiydi. ​Roma bölündükten sonra Batı tarafı, Doğu kadar şanslı değildi. Doğu; Mısır, Filistin, Suriye ve Anadolu gibi zengin eyaletlere sahipti. Altın ve ganimet için gelen barbarlara rüşvet ve haraç ödeyip onları kardeşine, yani Batı tarafına püskürtüyordu. Batı'nın Doğu kadar altını olmadığı için savaşmak zorunda kaldı. Kendi halkı yüzyıllardır hadarileşmiş, refah içinde yozlaşmış ve asabiyesi zayıflamıştı; doğal olarak bu korkusuz, vahşi, taze, genç ve güçlü
Din
Kitaplarla pek ilgisi olmayan arkadaşıma seçtiğim birkaç kitap resmi attım. Kapaklarına göre ismini tahmin etmeye çalıştı. Pek yaratıcı değildi ama idare eder. Part 2 de yapacağım. Bir sonraki kitaplar hangileri olsun?
Bir Seri Nasıl Yanlış Ellerde Heba Edilir...
Akılçelen Yayınları aradan geçen yılların sonunda Fırtınaışığı Arşivi serisinin 5.kitabının baskıya girdiğini paylaştı (2025 yılında çıkartacağız demişlerdi). Malesef Brandon Sanderson gibi popüler ve iyi kitaplar yazan bir yazarın kitapları bu yayınevinin elinde heba oldu. Her kitabı çıktığı zaman satın aldım ve 5 kitabın nerdeyse hepsi yayınevinin kararsızlığı, tutarsızlığı yüzünden 2.resimdeki gibi gözüküyor. Evet anlaşılmasalar da 2.resimdeki kitapların hepsi aynı seriye ait. İlk iki kitabı büyük ansiklopedi gibi basmışlardı. Çok ağırlardı doğru ama serinin diğer kitaplarını o kadar kötü bastılar ki, aralarından favorim ilk iki kitabın baskıları. 3.kitap Oathbringer' ın çevrilmesi yıllar aldı. Öyle ki en sonunda kitabı 1 değil 2 değil tam olarak 7 kişi çevirdi! Bir yayınevi düşünün ki 7 çevirmene çevirtiyor kitabı. 3.kitanın baskı kalitesine gelirsek, yayınevinevi boyutu küçülttü, kağıt gramajını azalttı ve puntoları ufak karınca yazısı gibi bastı. Çıktığı dönemde bu kitabı büyüteçle okuyun diye dalgasını çok geçtik. Aradan zaman geçti ve yayınevi yine karar değiştirip 3.kitabı ikiye bölerek 3.kitap cilt 1, 3.kitap cit 2 olarak satmaya karar verdi. Hatta kapakları da değişti. Bir önceki (bende olan resimdeki baskı) baskının rezaletini düzeltmek için iade kabul edip yeni baskıyla değiştirebiliriz kitaplarınızı dediler. 4.kitap Savaş Ritmi' ne gelirsek. Resimdeki gibi ilk günden yine kapakları değiştirilerek (ilk üç kitabın ilk baskısından farklı, 3.kitabın yeni baskıları ile aynı stilde yeni kapaklar ile) bastılar. Yayınevi hem daha fazla para kazanmak istediği hem de uzun kitaplarla başa çıkamadığından olsa gerek 4.kitabı da 2 cilde bölerek sattı. Daha sonra 2 ve 3.kitabı da yeni baskıda değiştirip bu şekilde 2 cilde böldüler ve kapakları berbat gözükse de
Duygu ve Düşünce
Hayat kurtaran notlar part 2: Biraz önce verywellde çok ilginç bir manipülasyon türü ile alakalı makale okudum. Psikolojide Üçgenleme. Bazı insanlar sizinle araları bozulduğunda kendilerinin daha değerli, önemli hissetmek ve kontrolü sağlamak için bazı arkadaşlarımıza, aramızın iyi veya aramızın hususi olarak kötü olduğu kişilerle samimi ilişkiler kurmaya çalışıyorlarmış ki sizi ‘sorunlu’ ve ‘yalnız’ taraf gibi hissettirebilsin. Bu davranış zehirli ilişkilerde, ve narsistik kişilik bozukluğu ve aynı zamanda borderline kişilik bozukluğu gibi kişilik bozuklukları olan kişilerde yaygındır yani sorun sizde değildir.