sana yatta bi' partide değil, sokakta hiçbiri gibiyken alıştım
Müzik
Sana yatta bi partide degil sokakta hicbiri gibiyken alistim
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alparslan Türkeş’in ölümünün ardından MHP’de yaşanan liderlik değişimi, Türk siyasi tarihinin en fırtınalı ve kırılma noktalarıyla dolu dönemlerinden biridir. Bahçeli'nin Başbuğ hayattayken partinin başına geçeceğine pek ihtimal verilmiyotdu. Çünkü kendisi meydanlarda hitabetiyle coşkulu kitleleri sürükleyen bir figür değil; daha çok genel sekreterlik yapmış, arka planda kalan, sakin ve akademisyen kimliğiyle bilinen bir isimdi. Ancak o dönem yaşanan sert güç mücadeleleri ve perde arkasındaki taktiksel hamleler, Devlet Bahçeli’yi bir anda liderliğe taşıdı. O dönem yaşanan süreci anlamak için taşların nasıl döşendiğine kronolojik olarak bakmak gerekiyor. 4 Nisan 1997: Alparslan Türkeş’in Vefatı Nisan 1997 MHP'nin kurucu lideri Türkeş hayatını kaybetti. Partide daha önce hiç yaşanmamış bir liderlik boşluğu doğdu ve miras kavgası başladı. 18 Mayıs 1997: Silahların Patladığı İlk Kongre Mayıs 1997 Olağanüstü Kongre'de ilk tur oylamada Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş en çok oyu aldı ancak salt çoğunluğu sağlayamadı. Diğer güçlü adaylar (Devlet Bahçeli, Ramiz Ongun, Muharrem Şemsek vb.) Tuğrul Türkeş’in genel başkan olmasını engellemek için Bahçeli lehine çekilme kararı aldı. Bu ittifakı hazmedemeyen gruplar arasında büyük bir kavga çıktı; silahlar patladı, sandalyeler havada uçuştu ve kongre ileri bir tarihe ertelendi. 6 Temmuz 1997: Bahçeli'nin Genel Başkan Seçilmesi Temmuz 1997 Ertelenen kongre nihayet yapıldı. Karşı ittifak gücünü korudu ve Devlet Bahçeli, Tuğrul Türkeş’e karşı 697 oyla (Tuğrul Türkeş 487 oyda kaldı) MHP’nin yeni Genel Başkanı seçildi. Türkeş sonrası süreçte Bahçeli’nin liderliğe yükselmesini sağlayan şey, kendi kitle karizmasından ziyade diğer adayların "Tuğrul Türkeş karşıtlığı" üzerinden kurduğu koalisyon oldu. Parti içindeki eski tüfekler ve güçlü
Siyaset
MURAT HAYDAROĞLU VE YAYINLADIĞI KİTAPLAR... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR Ankara'dan, Didim'e giderken Nazilli'de mola veren Yazar ve Şair Murat Haydaroğlu ile birlikte uzun süre edebiyat ve sanat dünyası'ndan söz ettik. O bana, 3 kitabını hediye etti. Ben de kendisine Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı Şükrü Öksüz'ün çıkardığı Aydın Efesi Yazı ve Şiir Dergisi ile 5-6 şiir kitabı. Bir tane Aslen Mardin'li olup Söke Milli Eğitim Müdürlüğü'nden emekli olan ve Söke'ye yerleşen Abdülkadir Güler'in 50 yılda başından geçenleri anlattığı bir kitap ile 3 hikaye kitabı armağan ettim. Çok güzel vakit geçirdik, benim içinde çevresi çok geniş olan böyle bir yazar ve şairi tanımak hoşuma gitti. Cumhuriyet'e ve Atatürk'e düşkünlüğüne ve tarihi bilgisine hayran kaldım. Gece Emekli Öğretmen-Yazar-Şair Abdullah Bedeloğlu'nu da eve davet ettim, Bedeloğlu'nun da dedeleri Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiş kimseler olunca muhabbet koyulaştı. Aşağıda, Murat Haydaroğlu'nu bir tanıyalım. *** 1957 yılında Ankara'nın Çubuk İlçesi'ne bağlı Meşeli Köyü'nde dünyaya gelmiştir, köyden çocuk yaşlarda ayrıldığı için köyde geçirdiği günleri hatırlamıyan Murat Haydaroğlu ve ailesi önce köyden kente göçün yaygın olduğu yıllarda önce Ankara'nın Çinçinbağları'na gelip yerleşir. Aile daha sonra Etlik Semtine yerleşir, Haydaroğlu ilk ve orta okulu Etlik'te bitirdikten sonra Ankara Motor Meslek Lisesi'ne kaydolur. Yüksek öğrenimi, siyasal ve ekonomik nedenlerle yarım kalır. Ortaokul yıllarından bu tarafa aletli jimnastik-boks-güreş vb. gibi sporlarla uğraşır. *** Okulu bitirdikten sonra bir ara EGO'da motor teknisyeni olarak çalışır, askerlik dönüşü ise toptan gıda ticaretine başlar. Büyük paralar kazanır, sonra emekli olur. Çalıştığı dönemlerde sendika işçi temsilciliği başta olmak üzere bir çok
CHP'deki maddi ve manevi miras hangi partide olsa iktidara gelme derdinde olmaz. Atatürk nedeniyle zaten doğal ana muhalefet olduğu iddiasını hiç elden bırakmıyor. Ayrıca maddi mirasının büyüklüğü zaten iktidara gelmeden de parti içindeki kliklerini fazlasıyla beslemeye yetiyor. İktidara gelip başını neden ağrıtsın ki bu konfor içindeyden?
Siyaset
Bu partide yalnızsın.