Tabii ki yol boyunca hiç konuşmadık. Çünkü arabada bir yabancı vardı. Dünyadan habersiz bir dünyalı kullanıyordu arabayı. Ne söyleyebilirdik ki onun yanında? Aklımızdan geçenleri mi? Asla. Sonuçta bizim görevimiz, insanlığın çöküşünü izlemekten başka bir şey değildi. Bundan bahsedemeyeceğimiz için de manzarayı izlemekle yetindik.
Çok büyük bir beklenti ile başlamadığım bu kitabi okurken kendimi Ahmet Haşim ile birlikte Frankfurt sokaklarında gezer gibi hayal ettim. Kısa sürede bitirebileceğiniz bu kitapta yazar şehir ve genel olarak Almanya hakkında güzel bilgiler veriyor. Özellikle dinlenciler hakkındaki betimlemeler çok hoşuma gitti.