dune serisi ile tanışmam, dune kitabının filminin çıkması ile olduğunu utanarak söylemeliyim. o zamandan beri de okumak için fırsat kolluyordum. açıkçası serinin uzun kitaplardan oluşması göz korkutmuyor desem yalan olur. tüm bu sayfa karmaşasının gözünüzü korkutmasına izin vermezseniz eğer, bir çöl gezegeni kurgusuna hoşgeldiniz.
temel unsurlara bakacak olursak,
klasik bir imparatorluk ve onun yönetiminde bulunan soylu ailelerin ve onların görevlendirildiği gezegenlerden oluşan bir sistem. soylu aileler bir nevi derebeyi. atandıkları bölgeyi kalkındırmak ve para kazandırmak bu kazançtan da imparatora hakkını vermesi gerekiyor. şu noktaya kadar, dünya düzeninin uzaya taşınmış hali olarak görüyoruz.
biraz daha derine inersek, baharat ticareti ve o ticaretin ana unsuru choam şirketi ile baharat loncası. pasta çok büyük, pay almak için bekleyenlerse sırada efenim anladığınız üzere.
tüm bunların yanında ezilen halk fremenler. gezegenin tüm zorluğunu halkın bu kısmı yaşıyor. ama hayalleri çok güzel. kitapta beni en çok etkileyen de bu olmuştu. `bir gün çocuklarımız diğer gezegenlerde olduğu gibi burada da suların olduğu havzalarda koşup oynayacaklar' başarmışlar da. açıkcası bunu ileriye taşıyacak çaba azim ve birlik olma içgüdüsü vardı.
kitapla ilgili anlatılacak çok şey var aslında ama bi kaç başlıkta ilerleyeceğim.
- bene gesseritler, bir amaç uğruna dini ve siyaseti bir topluluk nasıl kurar ve yönetir ise, aynı derecede örgütlenmişler. tek bir okul, tüm evreni yönetimine katacak bir sistem. takdire şayan ve bir okadar da ürkütücü. muadibin bile varoluşu hatta fremenlerle arasındaki ilişki bile bu tarikatın bir ürünü olması... ne desem az. etkileyici ve ürkütücü bir güç bu insanlar için. bilim, ruhani güç ve siyaset birleşimi.
- fremenlerin kendi aralarında olan