Günaydın:)
"Tek gayem varoluşuma kendi imzamı atmak... Sonra da bu garip dünyadan, dev bir tavuk kostümü içinde, flamingo dansı yaparak, elinde dev bir muz ve bir kutu patates cipsiyle, uzay kedileriyle birlikte göçüp gitmek. Yanımda konuşan bir kaktüs olacak, sürekli bana 'Sen aslında bir sandviçsin, farkında mısın?' diyecek. Giderken evrenin kapısında 'Burada bekleyen yok, hadi geç!' yazan neon ışıklı bir tabela asacağım. Hayat kısa, ben de hızlıca imza atıp, 'Dünya, sen bir çılgın lunaparksın, ben de biletimi aldım, hadi uçuyorum!' deyip, gökkuşağından kayarak başka bir boyuta ışınlanacağım. Orada da tavşanlarla tavla oynayıp, 'Asıl anlam burada saklıymış, ama kimse söylememiş!' diye bağıracağım. Çünkü neden olmasın, hayat zaten bir absürt tiyatro!"
Hayata Dair
Onu benden almayın.
Bir gün beni birisini severken görürsen inan ki sen ol diye Rabbime çok yalvardim. Bu cümle ne acı ki yaşayana aslında çok ağır. Birinden vazgeçmek istememek. Sevginin en üst versiyonu olarak en güçlü olandan onu istemek. Sevgi, aşk denilen kavramlar ne yazık ki günümüzde içi boş birer patates torbası haline getirildi. İyi insanlar enayi olarak adlandırılıp bir Afyon dinlenme tesisi niyetiyle sevilenler tarafından ilgi açlığı karşısında doyum için kullanılmaya başlandı. Erkekler sevilecek hanımefendi, kadınlar ise düzgün beyefendi bulamadıklarını dile getirmekte peki herkes bu kadar düzgünse kim bu bizi üzen ve nerede kavuşamadıklarımız? Aslında hepsi içimizde hepimiz başka bir hikayenin kötüsüyüz çünkü insan sevdiğine kolaylaşır. Ve her sevgi sahibi insan iddia sahibidir. Ve insan bilin ki iddiasından sınanır. Senin kıyamadığına başkası kıyar, senin bakarken içinin gittiği senden gider. Olduramamak olamamak ve onsuz kalamamak. Mevlana'nın alıntısı belki Burçin Terzioğlu sesiyle çınlar kulaklarınızda "Allah der ki kimi benden çok seversen onu senden alırım. Onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım." Az çok sevgiden, sevginin zorluklarından bahsettim hatta ayrılığa kadar ama kavuşmak... İşte bu konunun yabancısıyım ben onsuz yaşatılanlardanım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nasip ve Rızık
Allah'ım sen kusursuz ve mükemmelsin, tüm eksikliklerden münezzehsin. Yurtta kalıyorum, yemek saatini kaçırdığım için dışarıdan sipariş verdim. Onda da yanlışlıkla turşu ve patates istiyorum diye okuduğum seçeneği sonradan fark ettim ki istemiyorum yazıyormuş ve ben öyle sipariş verdim. 1 saatten fazla siparisi bekledim ve sonunda geldi. Ne beklersiniz? Yanlış gelmiş. İçini açıp baktık kuryeyle tavuk döner sandık kurye de şubeyi arayıp siparişin komple yanlış olduğunu söyledi. Şube tekrar gönderim sağlayacaklarını yanlış gelen ürünün de bende kalabileceğini söylemiş. Tavuk markasını bilmediğim ve buna dikkat ettiğim için yiyemeyeceğimi abinin geri götürmesini söyledim kabul etmedi, biraz inatlaştık ama bende kaldı o sipariş. Arkadaşıma vermeye çalıştım o da yemedi. En sonunda yemek için içini açtım ve et döner gönderdiklerini ekstra patates ve ayran gönderdiklerini gördüm. Önce kuryeyi sonra şubeyi aradım. İki siparişi de yiyebileceğimi söylediler. İlkini yedim ama doydum bu yüzden gruba yazdım aç olan var mı diye bir kardeş yazdı ben açım diye. Yemek yiyememiş, acıkmış... Kime niyet kime kısmet lafı o kadar doğru ki. O döner onun nasibiymiş. Allah'ım, canım Rabb'im bir kez daha hayretle baktım olaya ve şükürler olsun sana.
Yaşar Kemal'in izinde...
Eylül ayının başı. Havalar tam olarak soğumasa da, güneş aylar önceki gibi yakıcı değil. Yol boyu sıra sıra dizilmiş tarlalar var buralarda. Ne zaman başımı çevirip yolculuk etmekte olduğum araçtan bu tarlaları izlesem, aklıma Yaşar Kemal’in Çukurova topraklarından, tohumundan bahsettiği satırlar gelir. Ekim aylarında patates ekilir buralara. Yazın sıcak döneminde de toplanır. Yolun diğer yarısını da sıra sıra mandalina ağaçları takip eder. Mevsimlik işçiler gelir traktör ve minibüslerle. Cızlavet giymiş ayaklar tarlalarda dolaşır. Sebzeler öbek öbek toplanır o tarlanın içinde. Ayçiçekleri belirir az daha gidince. Yeryüzünü sarıya boyamışlar gibi güneşi yansıtır ve o çiçekleri gözlerimi alır. O kadar ayçiçeğinin arasında bir başıboş dikkatimi çeker. Güneşe yüzünü değil sırtını dönen. Gülüp geçerim. Her şeyin sonu gelmiş gibi kupkuru otlar biter bu tarlarda, ne bir insan, ne bir iz kalır. Hüzünlü bir havayla, sis çöker üzerine. Anlarım ki soğuk, sonra yine bahar gelir.
bnde patates kızartmasiyla love yazip paylasmak istiyorum 😔
Patates haşlaması da çok güzel oluyor tuzla falan