Neva

Neva
@patchdemei
Vahşetin Akışı
Puan vermedi
Jack London'un gözlemci kaleminden okuduğumuz bu kitap bize Buck adındaki "evcil" köpeğin nasıl "vahşileştiğini" anlatıyor. Jack London'un yazı hayatına başlamasına vesile olan bir yolculukta edindiği tecrübelerin izlerini kitapta çok net bir şekilde görüyoruz. London, aslında bir bakıma kendi tecrübelerini anlattığı için kitap çok daha gerçekçi bir havadaydı. Kendinizi Buck'ın iç dünyasını anlayan yoldaşlarından biri gibi hissediyorsunuz. Kendinizi bir akarsu içinde buluyorsunuz, durmak bilmeyen ve durmasını istemediğiniz bir akarsu. Kitap sizi içine çekiyor ve bitirene kadar durmamanızı sağlıyor, yani en azından bende öyle oldu. Martin Eden'ın yarı otobiyografik bir roman olmasından kaynaklı aslında London'un ilk kitaplarından birinde böyle büyük bir üslup yeterliliği beklemiyordum ancak kitap gerçekten de ününün hakkını veren bir roman. Kitapta heyecan, özlem, burukluk(eğer benim gibi öncesinde Martin Eden'ı okuduysanız endişelenmeyin) ve vahşet arasındaki sınırlar keskin bir biçimde belirlenmemiş, bir köpek için fazla melankoliden kaçınılmış. Aslına bakarsanız tam olarak bir köpek zihninden bakılmış: Mantıksal ve kıvrak. Gözlemci bir yazar olan London'un tecrübelerinden ve bilgilerinden faydalandığımız bu eseri özenli çevirisi ile herkese tavsiye ediyorum.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,2bin okunma
Reklam
İnsan ve toplum
Puan vermedi
Bu kitap yazardan okuduğum üçüncü kitap ve diğer okuduğum kitaplara göre daha sönük kalan bir kitap. Yazarın diğer bir kitabı olan Pandora'nın Kutusu bence bu kitaptan çok daha iyi bir kitap. Yozo'nun,kendisi kitabımızın ana karakteri ve yazarımızın kitaptaki gölgesidir, kendini diğer insanlardan tamamen farklı görmesi ve hatta kendini insan olarak görmemesine rağmen insanları bu kadar düşünüp insanların sözleri ile hayatını şekillendirip yine insanların sözleri ile hayatını karamsarlığa boğması çelişkisine değineceğim. Kendini "toplum" parçası olarak görmemesine rağmen her düşüncesi toplum ve insan üzerine olan; hayatı insanları eğlendirmek, güldürmek, anlamak üzerine geçen biri neden kendini insan olarak görmez? Bence yazarımızın buradaki düşünceleri kendini kaybedip içki ile fuhuşa vurmasına karşılık bir teselli. Ailesi tarafından terkedilişini, en başında içten içe alaya aldığı Horiki gibi bir insan olmasını, kadınları anlamayıp anlamak için çaba sarf etmediğini iddia ettiği bir noktadan tüm hayatını kadınlar üzerinden şekillendirişini kendi içinde kabullenmek için yaptığı bir açıklama. Evet yazar "Diğer insanlar gibi değilim." Cümlesinin ağırlığını maske olarak kullanarak davranışlarının suçunu kendi doğasına atıyor. Ancak doğasında yer alan şey "İnsan olmamak" değil, topluma bir parça olamamak. Yazar toplum ve insanı bir tutarak bu sorumluluktan da kurtulmaya çalışıyor ancak bu doğru değil. İnsan fiil ve düşüncenin heterojen bir karışımı iken, toplum davranışların homojen bir karışımıdır. Toplumdan farklı olman ve toplumdan dışlanan birey olman senin insanlığını azaltmaz. Yozo, insanlık sınavlarının çoğundan geçebilir, tam not alamaması onun insanlığını yitirdiği anlamına gelmez. Yazar suçu ve cezayı zıt olarak kabul ediyor ancak bence bu da doğru değil.
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Tokyo Manga · 202360,2bin okunma

Neva

, 1000Kitap'a katıldı.