Fikret aşık olduğu kişiyle mutlu bir yuva kuramaz çünkü aşık olduğu kişi Nejat evlidir. Nejat'ın tüm ısrarına rağmen kendinden yaşça büyük kocasıyla hayatına devam etmeyi seçer. Tabii ağır bedelle: Gençliğinin baharında günden güne solar.
Eser bir açıdan Aşk-ı Memnu'nun antitezi gibi geldi bana. Tanzimat romanlarında da sıkça görülen iffetsiz kadın profilinin aksine hissettiği duyguların tüm ağırlığına rağmen "namuslu" ve ahlaklı davranan bir kadın karakterimiz bulunuyor. Yazarın niyeti aslında çok açık. Fikret'in kızı Nedret'e yazdığı son mektuptan anladığımız üzere aslolanın kocaya hürmet olduğu, aşkın eğer ulaşılmazsa zararlı olduğu mesajını veriyor. Fikret'in kocasını sevmemesine rağmen ona aşırı bağlı olması yoluyla da örnek bir kadın tipi oluşturmak istediğini düşünüyorum.
Arka kapak yazısında belirtildiği gibi hastalık bağlamında değil, yasak aşk ve kadının yasak aşkta izlemesi gereken yolu anlatan bir kitap olarak değerlendirilmeli.
Güzel betimlemeler ve duygu aktarımına rağmen ben de güçlü bir etki bırakmadı. Yormayan bir şeyler okuyayım ya da tarih sahnesinde silikleşen kadın bir yazarın bilinirliğine bir katkım olsun derseniz okuyabileceğiniz hoş bir eser.
İyi okumalar...