Hâsılı kelâm, şuraya eklediğimiz bilimsel makalelerin hiçbirisi olmasaydı ve deve idrarı tamamen faydasız olsaydı dahi bu "Hadisler güvenilmezdir." ya da "Din yalandır." şeklinde çıkarımda bulunmayı gerektirmezdi. Zira din, tıp öğretmek için gelmemiştir. Din tıpta bilime tabi olmuştur. Dönem tıbbına tabi olunmuşsa ve yüzyıllar sonra bir yanılgı ortaya çıkmışsa burada yanılan şey din değil bilim olur. Bu nasıl esas sorumlu olan bilimi reddetmeyi gerektirmiyorsa, tıpta ona tabi olan dini reddetmeyi de doğal olarak gerektirmez.
Savaşçı her şeyi üstesinden gelinmesi gereken bir öğrenme fırsatı olarak görürken, sıradan insan her şeyi, ya şükredilecek ya da küfredilecek bir şey olarak görür.
"Nasıl ki, kişinin bedeninin yemek, içmek, dinlenmek gibi biyolojik gereksinmeleri var, kişinin psikolojik varoluşunun da gereksinmeleri var."
"Ve bu gereksinmeler karşılanmayınca, kişi fenomenolojik yönden dengesizlikler içine giriyor, bitmemiş durumlar ortaya çıkıyor, öyle mi?"