Çaresizlik, etki alanımızın sınırını kabul etme ve birine veya bir şeye muhtaç olma düşüncesine katlanma yeteneğidir.
Bunu anlamamızdaki engel ise her türlü çaresizliği zayıflık olarak damgalama eğiliminin beyinlerimize yerleştirilmiş olmasıdır. Çaresizliğin her türünü, benliğimizi zayıflatabilecek bir meydan okuma olarak görmekteyiz. Bu şekilde karşımızdaki insanı kendimize eşit görmeyi başaramıyoruz.
Karşımızdaki insanda zayıflık olarak algıladığımız şeyden intikam alırız, çünkü bu zayıflık kendi içimizde hor görmek ve nefret etmek zorunda olduğumuz yanımızdır!
Bitmek bilmeyen başarı ve verimliliğe duyulan şiddetli arzu özerkliğin yerini alır. Ama özerklik eğilimini reddetmemizin nedeni, bize yalnızca boyunduruk altında olduğumuzu hatırlatma ihtimali değildir. Gerçek özerklik, çaresizlikten kaçmak için ayak uydurduğumuz güç oyunlarının maskesini düşürmektir aslında.