Bu kadar düşünmek, ya da düşünmek denen şeye kapılmak, iğne deliğinden deve geçirmeye benzer. Senin de benim de vaktimiz boşa geçer. Bu düşünme neyin savında dersiniz? Ha? Aydınlatma savında, anlıyorsunuz ya, her şeyi açıklığa kavuşturma savında. Oysa gerçekte nedir yaptığı? Ha? Siz ne dersiniz? Ben diyeyim. Sizi şaşkına çevirir, gözünüzü kamaştırır, aklınızı karıştırır, aklınızı başınızdan alır, hem öyle alır ki, akşam oldu mu, başınız kıçınız nerede, bilemezsiniz, dünyanızı şaşırırsınız.
Yaşam bir zindandır, türlü türlü zindanlar. Ama kimileri zindan duvarına resim çizer ve bununla oyalanırlar. Kimileri kaçmak ister, boşuna ellerini yara bere içinde bırakırlar. Kimileri de yas tutar. Fakat işin aslı, hep kendimizi aldatmalı, hep kendimizi aldatmalıyız.
Gökyüzü masmavi, bahçe yeşil ve tepe üzerinde çiçekler açmış. Hafif bir esinti çiçek kokularını buralara kadar getiriyor. Fakat ne fayda! Ben artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum. Bütün bunlar, şairler, çocuklar ve hayatlarının sonuna kadar çocuk kalan kimseler için güzel.