Türkan Şen

Türkan Şen
*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak... *Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi... *Uzlaşımsal değerlere meydan okumak... Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
Puan vermedi·
KEKLİK FAKİR BAYKURT Ankara’nın Dökülcek köyündendir Yaşar Oğlan. En çok dedesini sever bu dünyada. Dedesi Elvan Çavuş da yaman bir ihtiyardır hani. Dayanamaz haksızlığa. Sözünü sakınmaz hiç kimseden, ipe götüreceklerini bilse de. Bir de Gülnare’sinin sevdası dağlar Yaşar Oğlan’ın yüreğini, ama en çok kekliğine tutkundur o. Kırda bulup “elcik” ettiği bir kekliktir bu. Kafesini açıp salsa da, birkaç gün sonra bulur evin yolunu, yalnız koymaz Yaşar Oğlan’ı. Dökülcek köyü av alanıdır o dönemde. Yabandomuzu avlar bir kısım, bir kısım da keklik diye tutturur. Günlerden bir gün Amerikalı avcı ile Yaşar’ın babası Seyit tanışırlar. Amerikalı Yaşar’ın kekliğine vurulur. Seyit çevrenin baskısıyla kâh kendisine iş bulur umuduyla Yaşar Oğlan’ın kekliğini gece gizlice alır ve Amerikalıya hediye eder. Yaşar Oğlanın yüreği dayanamaz buna. Tabii Elvan Çavuş ‘un da… Kekliğin peşinden her şeyi göze alıp Ankara’nın yolunu tutarlar. İşte asıl bundan sonra insanın insana yaptığı zulüm neymiş bizzat yaşayarak görürler. Elvan Çavuş önce Kaymakamlığa, sonra Valiliğe, olmadı Nazmiye Hanım’a (Başbakan Süleyman Demirel’in eşi). Durmadan hikâyelerini anlatır durur, ama bir sonuç çıkmaz. Amerikalı Harpır beyin oturduğu evi de bulurlar. Zaten oradaki kapıcı kendi köylüleri Ali’dir. Oraya da giderler, ama bir netice alamazlar. Sonunda o apartmandaki öğrenciler, bayanlar, Ali’nin karısı Gülcan olmayacak şeyi oldururlar. Yaşar Oğlan kekliğine kavuşacak mı okuyalım, görelim.
KeklikFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2008573 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
PİRAYE CANAN TAN Piraye, üniversiteye başlar, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine. Umarsız bir boyun eğişle yürümeye zorlandığı, son derece yavan, çorak gibi görünen bu yolun başında, ilk adımını atmaya başlarken, kendi seçtiği yolda yürüyor olsaydı, bu heyecana bambaşka coşkular eşlik ederdi şüphesiz. Toplum içinde saygın bir yere sahip, örnek insan, yirmi beş yılık diş doktoru bir baba, kızının konservatuarın tiyatro bölümüne gitmesini nasıl kabul edebilirdi ki? Piraye’nin okulda birkaç arkadaşı olur ama kişilik olarak ters düştüğü için hiçbirinle yola devam etmez. Ama Haşim Bey, Diyarbakırlı Ağa oğlu Haşim onun kalbini çalar ve onunla nişanlanır. Evlenmeye karar verirler. Ama Piraye’nin kafası çok karışıktır. Diyarbakır’ı düşünür. İstanbul’dan sonra oralarda nasıl yaşayacağını bilemez. Ona ters düşen Diyarbakır değildir aslında, Diyarbakır konaklarına gelin olmak. Ağalığa, beyliği kulaklarını tıkamış, halktan yana, özgürlük aşığı, yüzü insana dönük: ama deneyimsiz, toy, gencecik bir kız olmasıdır. Diyarbakır’da hem de Konak’ta yaşamaya başlarlar. Hamile kalır, bir kızı olur; Dicle. Haşim çok mutludur. Ama ailesi oğlan çocuk istemektedir. Bu yüzden ailesi ona oğlan çocuk verecek köyden bir kız seçer, yani kuma. Ve Haşim onunla evlenmek zorunda kalır. Bir çocukları meydana gelir, kız ve sakat doğar çocuk. Piraye artık kararını vermiştir, bu durumu kabul edebilecek karakterde asla değildir. Haşim’le araları açılır. İstanbul’a taşınır. Bir gün Haşim ansızın onu ziyarete gelir ve Piraye ayağa kalktığı zaman “Sen hamilesin” der. Evet, Piraye hamiledir, ona hem de oğlan diye söyler. Haşim çok sevinir, tekrar, yeniden, sıfırdan başlamalarını önerir. Ama Piraye kabul etmez. Bunun üzerine Haşim üzgün bir şekilde evden çıkar gider. Gider, gider ama bir
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Puan vermedi
Ankara’ya bağlı bir köydür Gökçimen. Bir tepenin eteğinde uzanır. Kızlarıyla nam salmıştır. Bu köyde, çayır çimen yeşili kızların gözüne yansımıştır. Bu yüzden “göküş” olurlar. Biraz büyüyüp serpildi mi, birkaç altın akçaya yaşlı ve zengin adamlara verirler sorgusuz sualsiz. Velikul’la Havana’nın kızları Dürü de bu köyün göküş kızlarından biridir. İlkokul beşi bitirdiği o yaz, komşu köyün, Evci’nin ağası Kabak Musdu bir görüşte vurulur Dürü’ye. Musdu’nun yaşı geçkin, parası ise ganidir. Gökçimen’den birkaç yandaş edinip kendine çeler Dürü’nün basının aklını, söz alır. Söz ağızdan çıkmıştır bir kere. Dürü, Kabak Musdu’nun ikinci eşi olacaktır. Anası karşı çıkar; Dürü kıyametleri koparır. Daha önce onunla aynı kaderi paylaşan kızlar gibi kendini asmayı düşünür. Köyün akıllı delisi Uluguş Nine karşı çıkar Dürü’nün bu fikrine. Sevdadan yanadır. Uluguş; daha da önemlisi Gökçimen’in kızlarının kaderi değişsin ister. Ama nasıl? Velikul Dürü’nün söz dinlememesine karşı onu döver ve elini ayağını bağlayıp ahıra kilitler. Karısı Havana’yı da döver. Velikul kahvede Dürü’yü dövdüğünü, elini ayağını bağlayıp ahıra kilitlediğini anlatır. Haber çabuk yayılır, Uluguş bir plan yapar ve köyün kızlarına bir görev verir. Kızlar Dürü’ye ufacık bir delikten ulaşıp onu kurtarırlar ve saklarlar. Dürü’nün kaybolduğunu duyan Kabak Musdu önce şüplelendiği bazı evleri yasak olmasına rağmen arar, bulamaz, sonra da Karakol’a gider. Çavuşu yanına alıp Gökçimen’e gelirler. Uluguş karşı çıkar, Kabak Musdu yitiğimizi arıyoruz der. O da benim de yitiğim var, kocamın Tırpanı kayıp, onu da bulun diye diretir. Jandarmalar ve Kabak Musdu’nun adamları Dürü’yü bulurlar. Tam da planlanan gün olduğu için, düğün dernek kurulur, misafirler gelir, “şen ola düğün şen ola” türküsü durmadan çalınır. Silahlar
TırpanFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,804 okunma
Puan vermedi
68 Kuşağının kanla, irfanla yazdığı, aşkla bezediği büyük destan... Hukuk öğrencisi güzeller güzeli Lale ile Denizci Teğmen Fuat'ın fırtına misali aşkı ve hazin sonu. Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var, aşkın ve hüznün romanı.
Avuçlarımda Hala Sıcaklığın VarOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20211,493 okunma
Aşk kapını çaldığında sakin ol. Kapıyı aç, içeriye al. Mutluluktan korkmak saçmalamaktır.